MAHKEMESİ:Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ :Boşanma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı koca tarafından, kusur belirlemesi, nafakalar ve tazminatlar yönünden, davalı kadın tarafından ise; nafaka ve tazminatların miktarı yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, tarafların yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere yükletilmesine, peşin alınan harcın mahsubuna ve 103.50'şer TL. temyiz başvuru harçları peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi. 11.04.2013 (Prş.)
(Muhalif) (Muhalif)
.
KARŞI OY YAZISI
Dava, TMK'nun 166/son maddesinde düzenlenen üç yıllık fiili ayrılık hukuki sebebine dayalı olarak 23.12.2011 tarihinde açılmıştır. Davalı, 17.01.2012 tarihli cevap dilekçeside dahil olmak üzere yargılamanın hiçbir aşamasında davacının başka bir kadınla birlikte yaşadığı veya bu anlama gelebilecek bir davranışının bulunduğuna ilişkin bir vakıaya dayanmadığı halde, mahkemece tanık beyanları esas alınarak davacının başka bir kadınla birlikte yaşadığı kabul edilmiş ve davacıya yüklenen bu kusur durumu sebebiyle, davacı tam kusurlu kabul edilerek, davalı lehine yoksulluk nafakasına ve manevi tazminata hükmedilmiştir.
Sayın çoğunlukla aramızdaki fark davalının dayanmadığı vakıaların, mahkemece hükümde esas alınıp alınamayacağına noktasında toplanmaktadır.
Dava ve karar tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 119/1-e maddesi uyarınca davacı dava dilekçesinde davanın dayanağı olan bütün vakıaları sıra numarası altında ve açık özetleriyle birlikte, davalıda aynı Kanunun 129/1-d maddesi gereğince savunmasının dayanağı olan bütün vakıaları sıra numarası altında ve açık özetleriyle birlikte cevap dilekçesinde göstermek zorundadırlar.
Bunlar, dava ve cevap dilekçelerindeki talep sonucunun dayanağı olan ve bu talep sonucunu haklı göstermeye yarayan vakıalardır. Dava ve cevap dilekçesinde bildirilen vakıaların doğru olduğu yargılama sırasında ispat edilirse, tarafların talep sonuçlarıda bu duruma göre kabul veya reddedilecektir.
Kanunda öngörülmüş istisnalar dışında, hakim, iki tarafın birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alamaz ve onları hatırlatabilecek davranışlarda dahi bulunamaz (HMK. m. 25/1). O halde, mahkemece davacının kusuruna ilişkin ancak davalının cevap dilekçesinde bildirilmiş olan vakıalar hakkında inceleme ve değerlendirme yapılabilmektedir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 184. maddesinde “Boşanmada yargılama usulü” ayrıca düzenlenmiş; anılan maddenin ilk fıkrasında “Boşanmada yargılama, aşağıdaki kurallar saklı kalmak üzere Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa tabidir” hükmüne yer verilerek, maddede sayılan istisnalar dışında, boşanma davalarının genel yargılama usulüne tabi olduğu belirtilmiştir.
Boşanmada genel yargılama usulünün uygulanmasına ayrık olan kurallar ve uygulanması gereken özel usuller, Türk Medeni Kanunu’nun 184. maddesinde sınırlı olarak belirtilmiş olmasına karşın; bu sınırlamalar ve istisnalar içinde, tarafların dayanmadığı vakıaların değerlendirmede esas alınacağına dair özel bir düzenlemeye yer verilmemiştir.
Cevap dilekçesinde gösterilmeyen bir vakıanın, tanık beyanlarında geçtiğinden bahisle davacıya kusur olarak yüklenemeyeceği düşüncesiyle, davacının bu sebeple de kusurlu kabul edilmesi ve bu kusurlu davranışın davalının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğunun kabul edilmesi sonucunda davalının manevi tazminat talebinin kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı kanaati ile hükmün, kusur belirlemesi ve davalı lehine hükmedilen manevi tazminat yönünden bozulması gerektiğini düşündüğümüz için sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz.
.
Full & Egal Universal Law Academy