MAHKEMESİ :Erdemli 2. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
TARİHİ :19.9.2012
NUMARASI :Esas no:2010/523 Karar no:2012/564
Taraflar arasındaki karşılıklı olarak açılan "boşanma" davaları ile kadın tarafından bağımsız olarak açılan "nafaka" davasının birleştirilerek yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm; davacı-davalı (kadın) tarafından, lehine hükmedilen tazminatların ve nafakaların miktarları yönünden; davalı-davacı (koca) tarafından da; hükmün boşanma bölümü haricinde kalan bölümleri yönünden temyiz edilmiş, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmiştir. Duruşma için belirlenen 8.10.2013 günü duruşmalı temyiz eden davalı-davacı A. G. vekili avukat S.P.geldi. Karşı taraf temyiz eden davacı-davalı H. G. ile vekilleri gelmediler. Gelmeyen davacı-davalı H.G.vekilleri adına çıkartılan duruşma davetiyesinin "adresten ayrılmış olmaları" sebebiyle tebliğ edilmemeden iade edildiği görüldü. M.isteyen davalı-davacı vekili söz alarak "biz murafaa isteğimizden vazgeçiyoruz. Dosya üzerinden inceleme yapılmasını talep ediyoruz" dedi. Vazgeçme sebebiyle murafaa icra edilmedi. Evrak üzerinde inceleme yapılmasına karar verildi. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup, gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delilerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davacı-davalı (kadın)'ın tüm temyiz itirazları yerinde görülmediği gibi; davalı-davacı (koca)'nın da, kadın tarafından bağımsız olarak açılan ve birleştirilen nafaka davasına ve bu dava nedeniyle davacı eş ve çocuk için tayin edilen nafaka miktarlarına, velayete, eş ve çocuk için tayin edilen yoksulluk ve iştirak nafakasına ilişkin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Davalı-davacı (koca)'nın diğer yönlere ilişkin temyiz itirazlarına gelince:
a) Mahkemece; " evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı, bu sonuca kocanın daha ziyade kusurlu davranışlarıyla ulaşıldığı" gerekçesiyle; koca tarafından açılıp bu dava ile birleştirilen boşanma davasının reddine, kadının boşanma davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına" karar verilmiş, kadın lehine maddi ve manevi tazminata hükmedilmiştir. Davalı-davacı (koca)'nın, sadakat yükümlülüğüne aykırı tutum ve davranışlarda bulunduğu, eşine fiziki şiddet uyguladığı, hakaret ettiği ve evlilik birliğine ilişkin görevlerini yerine getirmediği sabit ise de; davacı-davalı (kadın)'ın da, kocasına "cinsi bozuk, Allah belanı versin, şerefsiz" diyerek hakaret ettiği ve kocasının yüzünde çizik oluşturacak şekilde şiddet uyguladığı yapılan soruşturma ve toplanan delillerden anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu duruma göre, evlilik birliğinin, ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığı kuşkusuzdur. Ne var ki bu sonuca, her iki tarafın kusurlu tutum ve davranışlarıyla ulaşıldığının kabulü gerekir. Nitekim mahkemece; kadın da kusurlu kabul edilmiş, kadının gerçekleşen kusuru, "tek başına boşanmayı sağlayacak nitelikte ağırlık taşımayan hafif kusur" olarak görülmüştür. Kadının gerçekleşen kusurlu tutum ve davranışı karşısında, yerel mahkemenin bu değerlendirmesine katılmak mümkün olmamış, kadının kusuru, boşanmayı sağlamaya yeterli görülmüş; koca, eşine göre daha ağır kusurlu bulunmuştur. Bu halde, kadın da boşanma davası açarak boşanmayı talep ettiğine göre, kocanın boşanma davasına karşı çıkması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup, kocanın davası bakımından Türk Medeni Kanununun 166/2. maddesindeki şartların gerçekleştiği gözetilerek, koca tarafından açılan birleştirilen boşanma davasının da kabulü gerekirken, bu davanın reddi doğru görülmemiştir. Ne var ki, kadının boşanma davasının kabulü suretiyle verilen boşanma hükmü, koca tarafından temyiz edilmediğinden boşanma gerçekleşmiş, kocanın birleştirilen boşanma davasındaki boşanma talebinin esası hakkında gelinen bu aşamada bir karar verilmesine artık gerek kalmamıştır. Bu böyle olmakla birlikte, birleştirilen boşanma davasının konusuz kalması sebebiyle esası hakkında bir karar verilmesine lüzum bulunmasa dahi, davalı-davacı (koca)'nın dava açmakta haklı olduğu gözetilerek, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin buna göre takdir ve tayininin gerektirdiği açıktır (HMK. m. 331/1). Bu bakımdan kocanın birleştirilen boşanma davasının bu sebeple bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
b- Mahkemece; kadın lehine maddi ve manevi tazminata hükmedilirken; "kadının kusurunun boşanmayı sağlamaya yetecek nitelik ve ağırlıkta" olmadığından hareket edilerek, kadının evlilik birliğinin temelinden sarsılmasındaki müterafık (birlikte) kusurunun dikkate alınmadığı görülmektedir. Oysa, müterafik kusur, tazminat miktarlarının tayininde etkilidir. Evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında ve boşanmaya sebep olan olaylarda kadın da ortak kusurlu olduğuna göre, maddi ve manevi tazminat miktarları, bu husus dikkate alınarak yeniden tayin ve takdir edilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda (2.) bendin (a) ve (b) alt bentlerinde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin yukarıda (1.) bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 08.10.2013 (salı)