MAHKEMESİ :Sivas 1. Aile Mahkemesi
TARİHİ :09.10.2012
NUMARASI :Esas no:2012/383 Karar no:2012/680
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davalı banka tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Mahkemece davacı kadının rızası alınmadan, davalı koca adına tapuda kayıtlı olan ve aile konutu niteliğindeki taşınmaza davalı banka tarafından ipotek konulduğu belirtilerek davanın kabulü ile ipoteğin kaldırılmasına karar verilmiştir. Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür (TMK md. 6). İpotek tesisine ilişkin işlemden önce taşınmazın tapu kütüğünde "aile konutu" olduğuna ilişkin bir şerh bulunmamaktadır. Bu durumda davalı bankanın ipoteğe ilişkin kazanımı iyi niyetli ise korunur (TMK md. 1023). Toplanan delillerden davacı, davalı bankanın kötü niyetli olduğunu kanıtlayamamıştır. Bu durum nazara alınmadan, davanın reddi yerine yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi. 26.06.2013 (Çrş.)
KARŞI OY YAZISI
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle açık rıza alınmadan yapılan işlemin kesin hükümsüz olduğunun anlaşılmış bulunmasına göre hükmün onanması gerektiği düşüncesindeyim.
KARŞI OY YAZISI
İpotek tesis edildiği tarihte, taşınmazın tapu kütüğünde “aile konutu” olduğunu gösteren bir şerh bulunmadığı doğrudur. Böyle bir durumda, lehine ipotek tesis edilen davalı bankanın kazanımı, iyiniyetli olması şartıyla korunur (TMK. m. 1023). Kanunun iyiniyete hukuki sonuç bağladığı durumlarda iyiniyetin varlığı asıldır. Ancak durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse de iyiniyet iddiasında bulunamaz (TMK. m. 3). Davalı banka, tüzel kişi ve tacirdir. Bu sıfatı gereği yasal olarak, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli hareket etmekle yükümlüdür (TTK. m. 20/2). Bu yükümlülük, alacağına teminat olarak gösterilen taşınmazın hukuki ve fiili durumunu bilmeyi de gerektirir. Bu özeni göstermemişse iyiniyet iddiasında bulunamaz. Vakıa ve karinelerden olayda kanunen iyiniyet iddiasında bulunamayacak durumu belirmiş olan kimsenin kötüniyetinin diğer tarafa ispat ettirilmesine de lüzum kalmaz (14.2.1951 tarihli 17/1 sayılı İçt. Bir. Kararı). Banka, basiretli hareket etme yükümlülüğünün gereği olan özeni göstermemiştir. Bu bakımdan davalı bankanın kötüniyetli olduğunu kanıtlaması davacıdan beklenemez. Gerçekleşen bu hukuki durum karşısında, “aile konutu” olarak özgülendiği tartışmasız olan taşınmaz üzerine, Türk Medeni Kanununun 194/1. maddesine aykırı olarak davacı eşin “açık rızası” aranmaksızın tesis edilen ipoteğin kaldırılmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Karar, açıklanan sebeplerle usul ve yasaya uygundur. Onanması gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun bozma görüşüne katılmıyorum.