MAHKEMESİ :Mersin 3. Aile Mahkemesi
TARİHİ :06.12.2011
NUMARASI :Esas no: 2010/181 Karar no:2011/1109
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, her iki dava yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Toplanan delillerden; davacı-davalı kadının eşine fiziksel şiddet uyguladığı, annesinin evliliğe müdahalesine sessiz kaldığı ve güven sarsıcı davranışlarda bulunduğu; davalı-davacı kocanın ise birlik görevlerini ihmal ettiği, eşine fiziksel şiddet uyguladığı ve eşini evden kovduğu anlaşılmaktadır. Davalı-davacı koca, 30.12.2010 tarihinde davacı-davalı eşiyle 12.06.2010 ve 01.08.2010 tarihlerinde otelde birlikte olduklarını ileri sürmüştür. Davalı-davacı koca 26.10.2010 tarihli delil listesinde bu olguyu ileri sürüp buna ilişkin delil bildirmemiştir. Davalı-davacının, davacı-davalıyla otelde kaldıklarına dair belgede de davacı-davalı kadını bağlayan bir kayıt bulunmamaktadır. Tarafların birlikte otelde kaldıkları böylece birbirlerinin önceki kusurlu davranışlarını affettiklerine ilişkin mahkemenin gerekçesinde bir isabet bulunmamaktadır. Bu durumda; hem davacı-davalı kadının, hem de davalı-davacı kocanın boşanma davalarının kabulü suretiyle boşanmaya karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde tarafların davalarının reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatıranlara geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi.10.10.2012 (Çrş.)
KARŞI OY YAZISI
Değerli çoğunluk, bozma kararının ilk paragrafında davacı-davalı kadın eşin güven sarsıcı davranışlarında bulunduğunu açıklamıştır. Düşüncemize göre temyiz dilekçesine ekli fotoğraflar dışında kanıt dosya arasında mevcut olmadığına göre, bu fotoğrafların değerlendirilip değerlendirilemeyeceğine de açıklık getirmek gerekir.
Davalı-davacı erkek eş 27.01.2012 havale tarihli temyiz dilekçesi ile Yargıtay’a “yeni delil” sunmuştur. Davalı-davacı erkek eş tarafından boşanma davasına sunulan bu delilden işten elini çeken yerel mahkeme hakiminin haberi olmadığı gibi karşı tarafın da bir haberi bulunmamaktadır.
Yüksek Yargıtay'ın temyiz dilekçesine ekli fotoğrafları re’sen inceleyerek davacı-davalı kadının güven sarsıcı davranışları olduğuna karar verme olanağı da bulunmamaktadır.
a-Gerek Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun gerekse Hukuk Muhakemeleri Kanununun hükümleri arasında temyiz aşamasında delil sunma olanağı veren bir pozitif usul hukuku kuralı bulunmamaktadır.
b-Temyiz aşamasında sunulan bu delile karşı yerel mahkeme yerine Yargıtay’ın delil değerlendirme hak ve yetkisi bulunmamaktadır. Yargıtay yerel mahkemenin değerlendirilmesini değerlendirmekle görevli anayasal bir kurumdur.
c-Temyiz aşamasında sunulan bu delile karşı davacı-davalı kadına savunma hakkı bile verilmemesi hukuki dinlenilme hakkına (HMK.md.27) açık aykırılık oluşturur.
Açıkladığım hukuki gerekçelerle değerli çoğunluğun kadın eşin güven sarsıcı davranışları bulunduğu düşüncesine katılabilme olanağım bulunmamaktadır.
Farklı düşünüyorum.
Full & Egal Universal Law Academy