MAHKEMESİ Ankara 4. Aile Mahkemesi
TARİHİ :21.09.2011
NUMARASI :Esas no:2010/798 Karar no:2011/1188
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, kusur belirlemesi, tazminatlar ve nafakalar yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı kocanın aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Davacı kadın ve müşterek çocuk T.. E.. için mahkemece belirlenen tedbir nafakalarının başlangıç tarihinde, kısa kararla gerekçeli karar arasında çelişki yaratılmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 294/3. maddesi uyarınca, hükmün tefhimi, her halde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. (6100 s. HMK. m.298/2) Buna göre, tefhim edilen hüküm sonucu yanlış da olsa, gerekçeli kararın, tefhim edilen hüküm sonucuna uygun düzenlenmesi gerekmektedir. Yanlışlık ancak temyiz/ kanun yoluna başvurulması ve kararın bozulması halinde düzeltilebilir. Tefhim edilen ve duruşma tutanağına geçirilen hüküm sonucu ile gerekçeli karar arasındaki aykırılık diğer yönler incelenmeden tek başına bozma sebebi olur. O halde mahkemece yapılacak iş, l0.4.l992 tarihli 7/4 sayılı içtihadı birleştirme kararı gözetilerek yeniden karar oluşturmaktan ibarettir.
3-Mahkemece, davalı kocanın eşine fiziksel şiddet uyguladığı ve birlik görevlerini yerine getirmediği, davalı kadının da eşine hakaret ettiği gerekçesi ile davalı koca ağır, davacı kadın az kusurlu kabul edilerek boşanmalarına karar verilmiş ise de, toplanan delillerden, mahkemenin boşanma kararına gerekçe olarak belirlediği kusurlu davranışlardan sonra tarafların 2010 yılı Ocak ayı içinde, dava tarihinden önce, barıştıkları ve bir hafta birlikte yaşadıkları, sonra davalı kocanın eşi ve çocuğunu terk ederek birlik görevlerini yerine getirmediği, gerek dava dilekçesinden gerekse tanık beyanlarından anlaşılmaktadır.
Bu durumda, mahkemece boşanma gerekçesi olarak kabul edilen tarafların barışmadan önceki kusurlu davranışlarını tarafların karşılıklı olarak affettikleri veya en azından hoşgörü ile karşıladıkları sabittir. Affedilen veya hoşgörü ile karşılanan kusurlu davranışlar artık boşanmaya gerekçe yapılamaz. Ancak, tarafların barışmasından sonra davalı kocanın evi terk ederek eşi ve çocuğu ile ilgilenmediği, böylelikle evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına ve boşanmaya neden olan olayın, davalı kocanın evlilik birliğinden kaynaklanan görevlerini yerine getirmemesi olduğu anlaşılmaktadır. Davacı kadının barışmadan sonra kusurlu bir davranışı kanıtlanmamıştır. Boşanma davası açmakta haklıdır. Ancak, barışmadan önceki olaylar boşanma gerekçesi yapılamayacağından, davalı kocanın birlik görevini yerine getirmemesi kusuru da davacı kadının kişisel haklarına saldırı niteliğinde bulunmadığından davacı kadın lehine manevi tazminat (TMK.md.174/2) verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2 ve 3. bentlerde gösterilen sebeplerle tedbir nafakasının başlangıç tarihinde çelişki, kusur belirlemesi ve manevi tazminat yönünden BOZULMASINA, hükmün bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi.11.09.2012 (Salı.)
KARŞI OY YAZISI
Kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki çelişki hükmün çelişkili olmayan bölümlerinin de incelenmesini engeller. Farklı düşünüyorum.
Full & Egal Universal Law Academy