MAHKEMESİ :Ankara 5. Aile Mahkemesi
TARİHİ :13.12.2011
NUMARASI :Esas no:2010/1073 Karar no:2011/1695
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, her iki dava yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı-davalı koca 08.10.2012 tarihli dilekçesinde davalı-davacı kadının A...adlı bir kişiden hamile kalıp şu an 2.5 aylık bir çocuğunun olduğunu iddia ederek buna ilişkin bazı bilgi ve belgeler ibraz etmiştir.
Evlilik birliğine ilişkin yükümlülüklerden biri olan "sadakat yükümlülüğü" (TMK. md. 185/3) boşanma hükmünün kesinleşmesine kadar devam eder. Eşlerden birinin sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışı, boşanma davasının açılmasından sonra meydana gelmiş olsa bile, bu hususun diğer eş tarafından iddiadan ibaret kalmayacak şekilde delillendirilmesi durumunda, mahkemece bu iddianın davayı etkileyen önemli bir hadise olduğu kabul edilerek üzerinde durulması gerekir. Zira sadakatsizlik iddiasının sabit olması durumunda, kusur ve buna bağlı boşanma hükmü ile boşanmanın eki niteliğindeki nafaka ve tazminat taleplerinin bundan etkilenmesi söz konusudur. Açıklanan nedenlerle; mahkemece yeni hadise şeklinde ileri sürülen ve davada verilen hükmü önemli ölçüde etkileyecek nitelikteki, sunulmuş olan belgelerin üzerinde durularak; davalı-davacı kadının başka birinden çocuğunun bulunup bulunmadığının araştırılması ve tüm deliller birlikte değerlendirilip gerçekleşecek sonucuna göre, kusur durumu ve boşanmanın fer'i (eki) olan taleplerin karara bağlanması için hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre davalı-davacı kadının kabul edilen boşanma davası ve fer'ilerine yönelik temyiz itirazının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi. 10.10.2012(Çrş.)
KARŞI OY YAZISI
Davacı-davalı erkek eş, mahkeme İŞTEN EL ÇEKTİKTEN ve üstelik TEMYİZ SÜRESİ BİLE GEÇTİKTEN aylar sonra doğrudan Yargıtay'a "YENİ DELİLLER" sunmuştur.
Değerli çoğunluk bu delilleri esas alarak hükmün bozulmasına karar vermiştir.
1-Boşanma davalarında delil sunmanın bir vakti saati vardır. Boşanma davalarına "dilediğiniz anda" delil sunma konusunda pozitif usul hukukunda yer alan bir düzenleme yoktur. Nitekim değerli çoğunluk bu sebeple bir usul hükmüne atıf yapamamaktadır. Çünkü böyle bir usul hükmü bulunmamaktadır.
Değerli çoğunluğun atıf yaptığı TMK m. 185 hükmünün ise usul hukuku değil maddi hukuk normu olduğu izahtan varestedir.
Doğrudan Yargıtay'a YENİ DELİL SUNMA uygulamasına cevap veren bir görüşe gerek içtihat gerekse öğreti düzeyinde rastlanmamıştır.
2-Yargıtay'ın davadan sonra oluşan eşini öldürmeye teşebbüs, acımasızca dövme ve benzeri olayların hiçbirisini bozma sebebi yapmayarak üstelik yargılama sırasında ileri sürülmeyen vakıaların temyiz aşamasında ileri sürülmesinin mümkün olmadığına ilişkin, sayısız kararına rağmen cinsel şiddete ayrıcalık tanınmasının pozitif hukukta anlaşılabilir tarafı yoktur. Anlaşılamaz niteliktedir çünkü boşanma sebepleri arasında farklılık yaratmaya elverişli hiçbir usul hukuk kuralı yoktur.
3-Bu uygulama yerleşirse artık boşanma davalarında dilediğiniz anda üstelik Yargıtay'a bile YENİ DELİL sunma hakkına cevaz verilmiş olur ki bu uygulamanın bütün boşanma davalarını "sonlanamaz" duruma getireceği bilimsel bir gerçekliktir.
Farklı düşünüyorum.
Full & Egal Universal Law Academy