MAHKEMESİ :Silifke 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ :23.03.2010
NUMARASI :Esas no:2009/377 Karar no:2010/160
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı, kök murisi A.K.nın 9.1.1996 tarihinde sabah saatlerinde, eşi S. K.'nın ise, aynı gün saat 21.00-22.00 sıralarında vefat ettiğini, hal böyleyken, nüfusa S.K.nın 9.1.1996 tarihinde, kocası A.K.'nın ise 10.1.1996 tarihinde ölmüş şeklinde tescil edildiğini, bu durumun miras haklarına etkili olduğunu ileri sürerek, A.K.'nın ölümünde eşi S. K.'nın sağ olduğunun tespiti ile A.nın nüfusta 10.1.1996 olarak yazılı olan ölüm tarihinin 9.1.1996 olarak tashihine karar verilmesini istemiş; mahkemece, “ölüm tutanaklarının davacının iddiasını doğrulamadığı” gerekçesiyle istek reddedilmiş, kararı davacı temyiz etmiştir.
Mirasbırakan A.K.nın ölümünde eşi S.'in sağ olduğunun tespiti istendiğine göre dava; Türk Medeni Kanunun 29. maddesine dayanmaktadır. Davacının, mirasbırakan A. K.'nın ikinci eşi S.den olma kızı A.K.'un çocuğu olduğu dosyadaki belgelerden anlaşılmaktadır. Bu nedenle, mirasbırakan A. K.nın ölümünde, eşi S.'in sağ olduğunun tespiti, davacının miras haklarına etkili olacaktır. Bir hakkın kullanılması için bir kimsenin sağ veya ölü olduğunu veya belirli bir zamanda ya da başka bir kimsenin ölümünde sağ bulunduğunu ileri süren kimse, bu iddiasını ispat etmek zorundadır. (TMK. m.29/1) Resmi sicil ve senetler, belgeledikleri olguların doğruluğuna kanıt oluşturur. Bunların içeriğinin doğru olmadığının ispatı, kanunlarda başka bir hüküm bulunmadıkça herhangi bir şekle bağlı değildir. (TMK. m.7) Kütükte, Mirasbırakan A.'nin 10.1.1996'da, eşi S.'in ise bundan önce 9.1.1996 tarihinde öldükleri yazılıdır. Her ikisinin de doğal yolla ve evlerinde öldükleri, ölümlerin, resmi bir kurumun bildirimine dayalı olarak değil, mirasçılardan İ.K.'nın bildirimi üzerine 15.1.1996 tarihinde beyana göre tanzim edilen “ölüm tutanağına” istinaden nüfusa tescil edildiği görülmektedir. Mirasbırakan A.K.nın ilk eşi C.'den olma çocuklarından davalılar E., M., Eşe ve İ. 5.11.2009 tarihli oturumda “ iddianın doğru olduğunu, davayı kabul ettiklerini” bildirmişlerdir. Dinlenen davacı tanıkları da, mirasbırakan A. ile eşi S.'in aynı gün vefat ettiklerini, sabah saatlerinde mirasbırakan A.nin, aynı günün akşamı da saat 20.00-21.00 civarında eşi S.'in öldüğünü ifade etmişlerdir. İddia ispatlanmış, kaydın ve dayanak belgelerin içeriğinin doğru olmadığı yapılan soruşturma ve toplanan delillerle kanıtlanmıştır. Öyleyse davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.30.01.2012(Pzt.)