MAHKEMESİ :Kocaeli 2. Aile Mahkemesi
TARİHİ :15.12.2011
NUMARASI :Esas no:2010/1496 Karar no:2011/1180
Taraflar arasındaki "boşanma ve ziynet alacağı ile mal rejiminin tasfiyesi"ne ilişkin dava ile davalı tarafından açılan "boşanma" davasının birleştirilerek yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı-davalı (kadın) tarafından, her iki boşanma davası, yoksulluk nafakası, kendi tazminat istekleri ve koca lehine hükmedilen manevi tazminat, tedbir nafakası, ziynetler ve mal rejiminin tasfiyesi yönlerinden; davalı-davacı (koca) tarafından ise velayet ve çocuklar için takdir edilen iştirak nafakasının miktarı yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı-davacı (koca)'nın tüm, davacı-davalı (kadın)'ın ise aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Boşanma veya ayrılık davası açılınca hakim, davanın devamı süresince, gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına (TMK. md.186/1), geçimine (TMK md.185/3), malların yönetimine (TMK.m. 223, 242, 244, 262, 263, 264, 267, 215) ve çocukların bakım ve korunmasına (TMK.m.185/2) ilişkin geçici önlemleri kendiliğinden (resen) almak zorundadır (TMK.m.169). O halde; Türk Medeni Kanununun 185/3. ve 186/3. maddeleri uyarınca, tarafların ekonomik ve sosyal durumları da gözetilerek dava tarihinden geçerli olmak üzere davacı-davalı (kadın) yararına uygun miktarda tedbir nafakasına hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.
3-Tarafların gerçekleşen ekonomik ve sosyal durumlarına, paranın alım gücüne, kişilik haklarına yapılan saldırının mahiyetine ve derecesine ve manevi tazminatın amacına göre, davalı-davacı (koca) yararına hükmolunan manevi tazminat çoktur. Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun miktarda manevi tazminat takdiri gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
4-Davacı-davalı (kadın) dava dilekçesinde düğünde takılan 12000 TL değerindeki 12 adet burma bilezik ile 8000 TL tutarındaki diğer takılarının davalı tarafta kaldığını ileri sürerek toplam 20.000 TL tutarındaki takılarının iadesini ve mal rejiminin tasfiyesi ile davalının mal varlığının yarısının kendisine verilmesini de talep etmiştir. Bu talepler boşanmanın fer'i niteliğinde olmadığından ayrıca nispi harca tabidir. Dava açılırken yatırılmış olan başvuru harcı, dava dilekçesindeki bu talepleri de kapsar. Öyleyse bu talepler
üzerinden nispi peşin harç noksanlığı tamamlandığı taktirde esası incelenebilecektir. Bu durumda, talep edilen takıların dava dilekçesinde gösterilen değeri üzerinden; mal rejiminin tasfiyesi ile ilgili talep bakımından da, davalıya ait malvarlığının yarısına karşılık talep edilen miktar da davacı-davalı (kadın)'a sorulup açıklattırılarak, göstereceği değer üzerinden nispi peşin harç noksanlığını tamamlaması için davacıya Harçlar Kanununun 30. maddesinde gösterilen usul çerçevesinde süre tanınması, bu talepler yönünden peşin karar ve ilam harcının tamamlanması halinde, taleplerin esasının incelenmesi, bu yapılırken de mal rejiminin tasfiyesiyle ilgili talep bakımından boşanma hükmünün kesinleşmesi gerektiğinin nazara alınması ve hasıl olacak sonuca göre hüküm kurulması gerekirken, açıklanan doğrultuda işlem yapılmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda 2, 3 ve 4. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz ilam harcının temyiz eden H.yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna 90.00 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, istek halinde temyiz peşin harcının yatıran S.geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 08.11.2012 (Prş.)