MAHKEMESİ :Kemalpaşa 2. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
TARİHİ :21.3.2012
NUMARASI :Esas no:2011/126 Karar no:2012/64
Taraflar arasındaki "boşanma" davası ile "ziynet alacağına" ilişkin davanın birleştirilerek yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı-davalı (koca) tarafından; kadının birleştirilen ziynet alacağı davası yönünden, davalı-davacı (kadın) tarafından da; boşanma davası, tazminatlar, nafaka ve ziynetlerin reddedilen bölümüne yönelik olarak temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davacı-davalı (koca)nın ziynetlere ilişkin temyiz itirazları yersizdir.
2-Davalı-davacı (kadın)'ın temyiz itirazlarına gelince;a-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle Türk Medeni Kanununun 166/4. maddesi şartları gerçekleşmiş olup, bu sebeple tarafların boşanmalarına karar verilmiş olmasına göre, davalı-davacı (kadın)ın bu yöne ve aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan yönlere ilişin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
b-Tarafların Türk Medeni Kanununun 166/4. maddesi uyarınca fiili ayrılık sebebiyle boşanmalarına karar verilmiştir. Davacı tarafından daha önce açılan boşanma davasının, "davalının kusurunun ispat edilememiş olması" sebebiyle reddedildiği, bu kararın 18.10.2007 tarihinde kesinleştiği, bundan sonra davalının 15.11.2007 tarihinde nafaka davası açtığı, "ayrı yaşamakta haklı" görülerek lehine nafakaya hükmedildiği görülmektedir. Tarafların boşanma davasının reddine ilişkin kararın kesinleşmesinden sonra biraraya gelmedikleri, ortak hayatın geçen üç yılı aşkın süre zarfında yeniden kurulamadığı anlaşılmaktadır. Davacı (koca)'nın daha önce açmış olduğu boşanma davası reddedildiğine göre, o dava tarihine kadar ki olaylardan dolayı artık kadına kusur atfedilmesi mümkün bulunmamaktadır. Fiili ayrılık süresi içinde de kadının herhangi bir kusuru ispatlanamamıştır. Buna karşılık ise, kocanın açtığı dava reddedilmekle fiili ayrılığı başlattığı ve ortak hayatın yeniden kurulmasından kaçındığı ve bir başka kadınla birlikte yaşadığı ve bu kadından 21.3.2010 tarihinde bir çocuğunun olduğu bu çocuğu tanıdığı toplanan delillerden anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu duruma göre koca, boşanmada tam kusurlu olup, boşanmaya yol açan olaylar kadının kişilik haklarını zedeleyici niteliktedir ve davalı-davacı (kadın) boşanma yüzünden mevcut menfaatlerini yitirmiştir. Bu halde kadın yararına Türk Medeni Kanununun 174/1 ve 2. maddesi şartları oluşmuştur. Öyleyse kadın yararına uygun miktarlarda maddi ve manevi tazminat takdir edilmesi gerekir. Hal böyleyken kadının koca ile aynı oranda kusurlu görülmesi ve buna bağlı olarak maddi ve manevi tazminat isteklerinin reddedilmesi doğru bulunmamıştır.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. maddenin (b) bendinde gösterilen sebeple davalı-davacı (kadın) yararına BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin yukarıda 1. ve 2. maddenin (a) bendinde gösterilen sebeplerle ONANMASINA, aşağıda yazılı harcın Fuat'a yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna ve 103.50 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, istek halinde temyiz peşin harcının yatıran Aynur'a geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 04.12.2012 (salı)
Full & Egal Universal Law Academy