MAHKEMESİ :Karşıyaka 2. Aile Mahkemesi
TARİHİ :08.10.2010
NUMARASI :Esas no: 2009/607 Karar no:2010/1006
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı, davalı ile evlilik dışı ilişkisinden 13.11.2001 tarihinde doğan B. A. adlı çocuklarının bulunduğunu, küçük B. A.’in velayetinin kendisine verilmesi istemi ile dava açtığını, Karşıyaka 2. Aile Mahkemesinin 2008/225-883 sayılı ilamı ile velayetin kendisine verilmesi isteminin reddine ve küçük B.A. ile davacı arasında ayda bir gün yatılı olmayacak şekilde kişisel ilişki kurulmasına karar verildiğini belirterek, tarafların ayrı yerlerde oturma durumları göz önüne alınıp okul yarıyıl tatillerini de kapsayacak şekilde yeniden kişisel ilişki düzenlenmesini talep etmiştir. Mahkemece bu isteğin reddine karar verilmiştir.
Hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir. Ana veya baba evli değilse velayet anaya ait ise de (TMK.md.337/1); çocuk ile baba arasındaki soybağı, ana ile evlilik, tanıma ya da hakim hükmüyle kurulabilmektedir (TMK.md.282/2). Davacı ile küçük B. A. arasında öngörülen şekillerde bir soybağı ilişkisinin ise kurulmadığı anlaşılmaktadır. Yasada belirtilen şekilde bir soybağı ilişkisi kurulmadan; nüfus kaydının anne hanesinde kayıtlı olan çocuğun baba isminin C. olarak yazılı olması; soybağı ilişkisi kurulduğu anlamına gelmez. Tanıma, babanın aile mahkemesine yazılı başvurusu ile de yapılabilir (TMK.md.295/1). Olayları anlatmak taraflara , hukuki niteleme hakime ait olduğundan; davacının aile mahkemesine yönelik bu talebinin aynı zamanda tanıma istemini de içerdiği kabul edilerek; mahkemece Kanundaki tanıma koşullarının gerçekleşmiş olup olmadığı da değerlendirilip, tanıma konusunda bir işlem gerçekleştirilmeden (HMK.md.295, 296), işin esasının incelenerek yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre, diğer bölümlerinin incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere sonucunda oybirliği, gerekçesinde oyçokluğuyla karar verildi.14.05.2012 (Pzt.)
KARŞI OY YAZISI
Türk Medeni Kanununun 295. maddesinde, evlilik dışı doğan çocuğu tanıma yetkisi bizzat babaya verilmiştir. Geçerli bir tanımanın varlığı için, babadan sadır olmuş bir tanımanın vaki olması gerekir. Bu hak, şahsa bağlı bir hak olup, tanıyan tarafından bizzat kullanıldığında sonuç doğurur (TMK.md.295). Bu hakkın kullanılmasında kanuni ve akdi temsil mümkün değildir. Tanıyan adına yasal temsilcinin veya vekilinin beyanı hüküm ifade etmez. Bu bakımdan, davacı adına vekili tarafından açılan ve çocukla davacı arasında daha önce kurulan kişisel ilişkinin değiştirilmesi isteğini ihtiva eden bir dava dilekçesinin “tanıma beyanını da içermiş olduğu” kabul edilemez. Davacı asılın 16.10.2009 tarihli oturumda duruşma tutanağına geçirilen sözlü beyanı da, tanımaya ilişkin bir irade açıklaması niteliğinde değildir. Tanıma beyanının mahkemeye yazılı başvuru ile yapılmasını zorunlu tutan yasal düzenleme (TMK.md.295/1) karşısında; geçerli bir tanıma beyanı olduğundan söz edilemez. Çocukla davacı arasında, hukukun geçerlilik tanıdığı şekilde soybağı kurulmadan; soy bağının hükümlerinden olan kişisel ilişki tesisine de karar verilemez. Mahkemece yapılacak iş; davacıya çocuğu tanıması için süre verilmesi, tanıma yapılıp davacı ile çocuk arasında soybağı kurulması halinde ise davanın incelenebilir hale geleceğini göz önünde tutarak, gerçekleşecek sonucuna göre karar vermekten ibarettir. Davacıya bu yönde işlem tesisi için mehil tanınmadan hüküm tesisi kanımca doğru değildir. Bu sebeple sayın çoğunluğun bozma sonucuna katılmakla birlikte gerekçesine iştirak edilmemiştir.
Full & Egal Universal Law Academy