MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
.
DAVA TÜRÜ :Boşanma - Tazminat
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı-karşı davalı (kadın) tarafından, tazminat ve nafaka miktarları yönünden; davalı-karşı davacı koca tarafından ise kusur belirlemesi, kadın yararına takdir olunan tazminatlar, nafakalar ve velayet yönünden temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 09.04.2013 günü tebligata rağmen taraflar adına kimse gelmedi. İşin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, yerinde bulunmayan temyiz isteğinin reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, peşin alınan harcın mahsubuna ve 103.50 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi. 09.04.2013 (Salı)
(Muhalif) (Muhalif)
.
KARŞI OY YAZISI
Taraflar 1996 yılında evlenmiş olup, karar tarihine göre, on altı yıllık evlidirler. Tarafların velayete tabi, biri 1998, diğeri 2005 doğumlu iki çocuğu mevcuttur. Boşanmaya neden olan olaylarda; kadının kocasına hakaret ettiği, buna karşılık kocanın da eşine birden
fazla kez fiziki şiddet uyguladığı ve hakaret ettiği anlaşılmaktadır. Bu durumda; koca, eşine göre daha ağır kusurlu olup; mahkemece de kusur dağılımı bu şekilde kabul edilmiştir. Mahkemece boşanmayla birlikte; davacı-davalı kadın yararına; 150.000 TL maddi tazminat, 100.000 TL manevi tazminat ile 1500 TL yoksulluk nafakası, ortak çocuklar için sırasıyla aylık 3000 TL ve 2000 TL olmak üzere aylık toplam 5000 TL iştirak nafakasına hükmedilmiştir. Eşin ödeme gücünün bulunması, onun yüksek miktarda nafaka ve tazminatla yükümlü tutulmasını gerektirmez. Nafakaların takdirinde esas olan, temel ihtiyaçların karşılanmasıdır. Yoksulluk nafakası yönünden, boşanmadan önceki yaşam standardının korunması gerekmez. Temel ihtiyaçların sıkıntı yaşanmaksızın karşılanması yeterlidir. Maddi tazminat bakımından mevcut ve beklenen menfaatteki zedelenmesinin karşılanması; manevi tazminat için ise, tazminatın miktarının duyulan acı/üzüntüyü yatıştırıcı yeterlilikte olması gerekir. Tazminatlar yönünden, ayrıca ödeme gücü, kusur yoğunluğu, müterafik (birlikte) kusur durumu da dikkate alınmalıdır. Bütün bu takdir esasları göz önüne alındığında; davacı-davalı kadın yararına hükmedilen manevi tazminat ile yoksulluk nafakası fazla/çok olmuştur. Daha uygun ve orantılı miktara hükmedilmek üzere, hükmün sadece bu yönlerden bozulması gerektiğini düşünüyorum.
.
Full & Egal Universal Law Academy