MAHKEMESİ :İzmir 4. Aile Mahkemesi
TARİHİ :7.3.2013
NUMARASI :Esas no:2012/854 Karar no:2013/201
Taraflar arasındaki boşanma davası yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplerle ve özellikle delillerin takdirinde bir yanışlık görülmemesine göre, davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Davacı, davalının zinası sebebine dayanarak boşanma davası açmış, mahkemece, "davalı tarafından daha önce açılmış bulunan boşanma davası sonucunda tarafların boşanmalarına karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği " belirtilerek boşanma davasının konusunun kalmadığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Davalı tarafından davacı kocası aleyhine 27.07.2011 tarihinde "evlilik birliğinin temelinden sarsılması" sebebine dayanılarak açılan boşanma davası sonucu, "kocanın eşine fiziki şiddet uyguladığı ve evlilik birliğine ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmediği" sabit görülerek tarafların boşanmalarına karar verildiği,bu kararın kanun yollarından geçmek suretiyle 17.12.2012 tarihinde kesinleştiği doğrudur. Davacının, henüz boşanma kararı kesinleşmeden eşinin bir başka erkekle zinasına (TMK.md.161) dayanarak ortaya çıkan bu yeni maddi vakıa sebebiyle işbu boşanma davasını 06.11.2012 tarihinde açtığı görülmektedir. Eşlerin evlilik birliğindeki sadakat yükümlülüklerinin boşanma yönünde oluşan karar kesinleşinceye kadar devam edeceği kuşkusuzdur. Ne var ki; daha önce verilmiş bulunan boşanma kararı kesinleşmiş bulunduğuna göre işbu boşanma davasındaki boşanma talebinin konusunun kalmadığı da bir gerçektir. Bu böyle olmakla birlikte davanın konusuz kalması sebebiyle esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmasa dahi davacı dava açmakta haklı ise, lehine yargılama giderlerine ve vekalet ücretine hükmedilebileceği de açıktır (HMK.md.331/1). O halde, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderleri ve vekalet ücreti takdir ve tayini gerekirken, bu hususun nazara alınmaması doğru olmamıştır.
3-Davacı, "zina" hukuki sebebine dayanan işbu boşanma davası ile birlikte, Türk Medeni Kanununun 174/1. maddesine dayanarak maddi tazminat da talep etmiştir. Boşanma davasının esası hakkında daha önce verilmiş olan boşanma kararının kesinleşmiş olmasına dayalı olarak, "konusuz kalması sebebiyle" karar verilmemiş olması, boşanmanın fer'i niteliğindeki maddi tazminat talebinin karara bağlanmasına engel değildir. O halde, davacının Türk Medeni Kanununun 174/1. maddesi kapsamındaki maddi tazminat talebi hakkında olumlu veya olumsuz bir hüküm tesis edilmesi gerekirken bu hususun nazara alınmamış olması usul ve yasaya aykırıdır. 4-Davacı, boşanma davası ile birlikte, eşinin zinası sebebiyle manevi tazminat da istemiştir. Manevi tazminata ancak boşanma sebebine bağlı olarak hükmedilebilir. Diğer bir ifade ile boşanmaya yol açan olaylar kişilik haklarına saldırı niteliğinde ise, kusurlu olmayan veya az kusurlu eş kusurlu olan diğer eşden manevi tazminat talep edebilir. Tarafların boşanmalarına ilişkin karar kesinleşmiş ve o karar ile boşanma sebebine bağlı olarak davalı lehine manevi tazminata hükmedilmiştir. Davacının, henüz boşanma kararı kesinleşmeden ortaya çıkan yeni maddi hadiseye dayalı manevi tazminat istemi artık boşanma sebebine bağlı olmaktan çıkar. Davalının evlilik birliği sonuçlanmadan, bir başka erkekle zina yapmak suretiyle sadakat yükümlülüğünü ihlalinin gerçekleşmesi halinde, hukuka aykırı bu eyleminin yaptırımsız kalması da kabul edilemez. Borçlar Kanununun 41. maddesi, ahlaka aykırı bir fiil ile başka bir kimsenin zarara uğramasına bilerek sebebiyet veren şahsın, zararı tazmin ile yükümlü olduğunu hükme bağlamıştır. O halde, davacının şahsi menfaatlerini zedeleyen bu eylemin Borçlar Hukukunun " haksız fiil " hükümleri çerçevesinde incelenip değerlendirilmesi gereklidir. Öyleyse, daha önce kesinleşmiş olan boşanma hükmü karşısında boşanma sebebine bağlı olmaktan çıkan ve boşanmadan bağımsız bir talep haline gelen davacının manevi tazminat isteği yönünden yukarıda değinilen hükümler çerçevesinde inceleme yapılıp karar verileceğinden davacıya harcı tamamlaması için süre tanınması (Harçlar Kanunu md.30-32), tamamlanması halinde ise görevsizlik kararı verilmesi gerektiği gözetilerek bu yönde hüküm tesis edilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda (2.), (3.) ve (4.) bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan yönlerinin ise yukarıda (1.) bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 07.11.2013 (Prş.)
Full & Egal Universal Law Academy