MAHKEMESİ :Iğdır 2. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
TARİHİ :23.01.2013
NUMARASI :Esas no:2010/387 Karar no:2013/78
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava konusu taşınmazın davacı kadın ve davalı eşin aile konutu olduğu hususu tartışmasızdır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu 1.1.2002 tarihinde yürürlüğe girmiş olup aile konutuyla ilgili bu tarihten sonraki tasarruflar diğer eşin rızasına bağlıdır (TMK.md.194/1).Rıza beyanının geçerliliği için, herhangi bir şekil şartı getirilmemiştir. Başka bir ifade ile rıza beyanı, Kanundaki düzenlemeye göre; işlemden önce, işlem sırasında veya işlemden sonra yazılı veya sözlü olarak verilebilir. Bu bakımdan diğer eşin rızasının, mutlaka işlem sırasında ve resmi memur önünde beyan edilmesi zorunluluğu bulunmamaktadır.
Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.(TMK md.2)Toplanan delillerden davacının dava konusu taşınmazın satışı hususunda bilgi sahibi olduğu, taşınmazın satışından elde edilen paranın bir kısmının satışın gerçekleştiği gün adına açılan banka hesabına yatırıldığı, aynı gün bu hesaba yatan para üzerinde davacı kadının satışa rıza anlamına gelir nitelikte tasarruf işlemlerinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Kaldı ki; taşınmanın satışına ilişkin işlemden önce taşınmanın tapu kütüğünde "aile konutu" olduğuna ilişkin bir şerh bulunmamaktadır. Bu durumda davalı Hüseyin'in satışa ilişkin kazanımı iyiniyetli ise korunur (TMK.md.1023). Kanununun iyiniyete hukuki sonuç bağladığı durumlarda asıl olan iyiniyetin varlığıdır. İyiniyetin varlığı asıl olduğuna göre taşınmazı satın alanın kötüniyetli olduğunu kanıtlama yükümlülüğü bunu iddia edene düşer (TMK.md.6). Toplanan delillerden davalı Hüseyin'in kötüniyetli olduğu hususu da kanıtlanamamıştır. Gerçekleşen bu durum karşısında davacı kadının taşınmazın satışı sonrasında taşınmazda meydana gelen değer artışları nedeniyle kötüniyetli olarak bu davayı açtığı hususu gözetilerek açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle kabulü isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi.09.12.2013(Pzt.)
KARŞI OY YAZISI
Malik olmayan eşin AÇIK RIZASI alınmadan yapılan işlem KESİN HÜKÜMSÜZ olduğundan hüküm sonucu itibariyle doğrudur.
Farklı düşünüyorum.
KARŞI OY YAZISI
Aile konutuna ilişkin tasarruf işleminde diğer eşin açık rızası alınmamış ise; işlem, tasarruf yetkisi eksikliği nedeniyle "askıda hükümsüzlük" yaptırımına tabidir. Aile konutunun tapu kaydında, Türk Medeni Kanununun 194. maddesi uyarınca" aile konutu şerhi" konulmuş olup olmamasının; Türk Medeni Kanununun 1023. maddesindeki "yolsuz tescilde iyiniyetli kazanım" yönünden bir önemi yoktur. Eş söyleyişle; "askıda hükümsüzlük" yaptırımı karşısında; eşle tasarruf işlemine girişen kimsenin iyiniyetli olması ona hak kazandırmaz. Sadece Türk Medeni Kanununun 2/2. maddesi uyarınca, davacı eş "hakkın kötüye kullanılması" davranışı içinde ise, eşle işleme girişen kimsenin kazanımı devam eder. Toplanan delillerden; davacı eşin aile konutuyla ilgili olarak kocasının yaptığı tasarruf işleminde açık rızası mevcut değil ise de; satıştan bilgi sahibi olduğu ve satıştan elde edilen gelirin bir bölümünü aldığı anlaşılmaktadır. O halde, Türk Medeni Kanununun 2/2.maddesi uyarınca, davacının artık satışın iptalini istemesi, hakkın kötüye kullanılması niteliğindedir. Hakkın kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz. Açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kabul edilerek, tapunun iptali ile davalı eş adına tapuya tesciline karar verilmesi isabetsiz olup, bozmayı gerektirir. Değerli çoğunluğun bozma sonucuna katılmakla birlikte, buna ilişkin karar gerekçesine katılmıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy