MAHKEMESİ :Bakırköy 8. Aile Mahkemesi
TARİHİ :27.03.2013
NUMARASI :Esas no:2011/767 Karar no:2013/291
Taraflar arasındaki "boşanma" davalarının birleştirilerek yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm; davacı-davalı (koca) tarafından velayet ve iştirak nafakası yönünden temyiz edilmekle, evrak okundu, gereği görüşülüp düşünüldü:
Tarafların müşterek çocuklarından Y. 2001, K. ise 2007 doğumludur. Mahkemece "yaşları, annenin bakım ve desteğine ihtiyaçlarının devam etmesi, ayrı yaşam döneminde anne ile birlikte yaşamaları,annenin yerleşim yerinde eğitim hayatlarının sürdüğünün anlaşılması" gerekçesiyle her iki çocuğun velayeti anneye bırakılmıştır. Kuşkusuz velayetin düzenlenmesinde, çocukların üstün yararı, ana ve babanın isteklerinden önce gelir.
Çocuklardan Yasin 2001 doğumlu olduğuna göre idrak çağındadır. Çocuk Hakları Sözleşmesinin 12. ve Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesinin 3, ve 6. maddeleri uyanca; iç hukuk tarafından çocuğun idrak gücüne sahip olduğunun kabul edildiği durumlarda, çocuğun, adli merci önündeki kendisini ilgilendiren davalarda kendi görüşünü ifade etmesine müsaade edilmesi ve yüksek çıkarına açıkça ters düşmediği takdirde, ifade ettiği görüşe önem verilmesi gerektiği belirtilmektedir. Mahkemece bu çocuğa görüşünü ifade etmesi olanağı tanınmamış, velayetin düzenlenmesine esas olmak üzere herhangi bir uzman incelemesi de yaptırılmamıştır. Öte yandan, velayet düzenlenirken haklı sebepler bulunmadıkça kardeşlerin birbirlerinden ayrılmaması gerektiği de dikkate alınmalıdır.
Öyleyse, mahkemece, Yasin'e velayeti ile ilgili tercihi sorulmalı, olası sonuçlarından bilgilendirilmeli ve mahkeme nezdindeki aile mahkemesi uzmanlarından çocukların velayetine esas teşkil etmek üzere rapor alınmalı, tüm deliller birlikte değerlendirilerek, ebeveynlerden hangisinin yanında bulunmanın çocukların çıkarına olduğu saptanmalı ve düzenleme yapılırken kardeşlerin birbirinden ayrılmamaları da gözetilerek hasıl olacak sonucuna göre velayet düzenlenmelidir. Açıklanan hususların üzerinde durulmaksızın eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre, davacının iştirak nafakalarına ilişkin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.11.11.2013 (Pzt.)
AYRIŞIK OY
Mahkemece, kocanın Türk Medeni Kanununun 161. maddesine dayanan davasının kabulüne, aynı Kanunun 164'üncü maddesine dayanan davasının ise reddine karar verilmiştir. Oysa, kocanın "terk" (TMK.md.164) hukuki sebebine dayanan bir davası yoktur. Kocanın davası "zina" sebebine dayalıdır. Dava dilekçesinde "terk" ten söz edilmiş olması, davalının bir başka erkekle kaçtığını ifade içindir. Bu bakımdan dayanılmayan bir hukuki sebeple ilgili ayrıca hüküm kurulması doğru değildir. Ne var ki bu hususta bir temyiz de bulunmamaktadır. Bu hususun tenkit konusu yapılması uygun olur.
Full & Egal Universal Law Academy