MAHKEMESİ :Üsküdar 3. Aile Mahkemesi
TARİHİ :03.07.2012
NUMARASI :Esas no:2011/630 Karar no:2012/497
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davalı-davacı (kadın) tarafından; ziynet alacağı ve nafaka miktarları yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı-davacı kadının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Düğünde kadına takılan ziynet ve takı eşyaları kim tarafından takılmış olursa olsun, ona bağışlanmış sayılır ve artık onun kişisel malı olur. Bu eşyaların sonradan kadın eş tarafından kocasına verildiği veya koca tarafından bozdurularak paraya çevrilip birlik ihtiyaçları için harcandığı iddia edilirse; iade edilmemek üzere kocaya verildiğinin veya kadının isteği ve onayı ile bozdurulup ev ihtiyaçları için harcandığının koca tarafından kanıtlanması halinde; koca almış olduğu ziynet eşyalarını iade borcundan kurtulur. Somut olayda dava konusu altınların evliliğin devamı sırasında davacı-karşı davalı koca tarafından bozdurulup birlik ihtiyacı için harcandığı, davacı-karşı davalı koca tarafından ikrar edilmiştir. Davalı-davacı kadının ziynetlerin bozdurma işine onay verdiğine ve ziynetlerini kocasına iade edilmemek üzere vermiş olduğunu kabule yeterli delil bulunmamaktadır. Davalı-davacı kadına ziynetlerinin iadesi koşullarının gerçekleştiği kabul edilmelidir. Kocanın ziynetlerin durumu hakkındaki beyanı karşısında, bir kısım tanıkların ziynetlerin bozdurulup dolar cinsinden dövize çevrildiği, bu dövizin de ortak konuttan çalındığı şeklindeki beyanlarına itibar edilemez. Gerçekleşen bu durum karşısında; dava konusu ziynet eşyalarının cins, nitelik, sayı ve dava tarihindeki bedelinin ayrı ayrı belirlenerek; gerektiğinde bu konuda bilirkişi incelemesi de yaptırılarak; gerçekleşecek sonucuna göre isteğin kabulüne karar verilmesi gerekirken; yazılı şekilde reddine karar verilmiş olması isabetsiz olmuştur.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi. 12.11.2013 (Salı)
KARŞI OY YAZISI
Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden dava konusu olup kabul edilen ziynet eşyalarının tarafların müşterek giderleri için bozdurulduğu ve harcandığı anlaşılmıştır. Evlilik birliği içerisinde müşterek giderler için bozdurulan ziynet eşyalarının davalı-davacı kadının rızası ile bozdurulduğunun kabul edilmesi gerekir.
Türk Medeni Kanununun 186/3. maddesine göre “Eşler birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıkları ile katılırlar.” Türk Medeni Kanunu prensip olarak kadın erkek eşitliğini kabul etmiş bu nedenle de “eşlerin birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıkları ile katılacaklarını” hüküm altına almıştır. Öte yandan “Eşler birlikte yaşamak, birbirine sadık kalmak ve yardımcı olmak zorundadırlar.” (TMK. md. 185/3)
Türk Medeni Kanunun “ispat yükü” başlıklı 6. maddesine göre “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” Somut olayda ispat yükünün davacı-davalıda olduğuna ilişkin özel bir düzenleme yoktur. Bu nedenle ispat yüküne ilişkin genel kuraldan ayrılmayı gerektirecek bir sebepte bulunmamaktadır.
Düğünde takılan ziynet eşyaları ve takılar kadına ait olup kişisel eşya niteliğindedir. Ziynet eşyaları nitelik itibariyle rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen nev'i dendir. Bu sebeple nitelikleri itibariyle kadında bulunduğu karine olarak kabul edilir. Olağanın aksini iddia eden ispatla yükümlüdür. Niteliği itibariyle davalı-davacı kadında bulunması gereken ziynet eşyalarının aile içerisinde ihtiyaç duyulması halinde bu eşyaları elinde bulunduran eşin rızası ile bozdurulması olağan olandır. Bu durum Türk Medeni Kanunun 185/3 ve 186/3 maddeleri gereğince davalı-davacı eş için aynı zamanda bir yükümlülüktür. Bu sebeple somut olayda ispat yükü davalı-davacı kadına aittir. Davalı-davacı kadının kendisine ait ziynet eşyalarının rızası dışında ve iade şartıyla elinden alınıp bozdurulduğunu ispat etmesi gerekir. Davalı-davacı da kendisine ait olan ve kural olarak kendisinde bulunması gereken ziynet eşyalarının rızası dışında veya iade şartıyla davacı-davalı tarafından elinden alınıp bozdurulduğunu ispat edememiştir.
Davalı-davacı kadın evlilik birliği içerisinde ailenin ortak giderleri için malvarlığından rızasıyla yaptığı katkıyı geri isteyemez. Davalı-davacı kadının bu katkıyı kendisine ait ziynet eşyalarını bozdurarak yapmış olması sonucu değiştirmez. Türk Medeni Kanununun 186/3. maddesinin somut olayda uygulanmamasını gerektirecek bir hukuki gerekçede yoktur.
Bu sebeple temyize konu hükmün ziynet eşyalarına ilişkin bölümü yönünden de onanması gerektiğini düşündüğüm için sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy