MAHKEMESİ :Aksaray l. Aile Mahkemesi
TARİHİ :27.06.2012
NUMARASI :Esas no:2009/517 Karar no:2012/484
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı kadın tarafından nafaka ve tazminatların miktarı yönünden; davalı koca tarafından ise nafaka ve tazminatlar yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı kocanın tüm, davacı kadının ise aşağıdaki bendin kapsamı dışnıda kalan temyiz itirazları yersizdir.
2- Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında davacı kadın yararına takdir edilen maddi ve manevi tazminat azdır. Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile Türk Borçlar Kanununun 50 ve 52. maddesi hükmü dikkate alınarak daha uygun miktarda maddi (TMK.md.174/1) ve manevi (TMK .md. 174/2) tazminat takdiri gerekir. Bu yönler gözetilmeden hüküm tesisi doğru bulunmamıştır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerin yukarıda l. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, aşağıda yazılı harcın davalıya yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna ve 103.50 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, temyiz peşin harcını yatıran davacıya geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi. 01.07.2013
KARŞI OY YAZISI
1-Boşanma davası 27.7.2009 tarihinde açılmıştır. Davalı tarafından boşanma davasından önce 23.12.2008 tarihinde “yabancı mahkemece verilen boşanma kararının tanınması” için dava açılmış, boşanma davasından ayrı ve bağımsız olarak görülen “tanıma” davası sonucunda, tarafların boşanmalarına dair Hollanda Harleem Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 29.8.2000 tarihinde kesinleşen kararın tanınmasına karar verilmiş, tanımaya dair bu karar derecettan geçerek 10.1.2011 tarihinde kesinleşmiştir. Bu durumda boşanma davası konusuz kalmış, mahkemece de bu yönde hüküm kurulmuştur Tanımaya karar verilmekle, yabancı ilamın kesin hüküm etkisi, yabancı mahkeme kararının kesinleştiği andan itibaren hüküm ifade eder duruma gelmiştir. (5718 s. MÖHUK. m. 59) Başka bir ifade ile taraflar, tanınan yabancı mahkeme kararı gereğince, yabancı ilamın kesinleştiği 29.8.2000 tarihinden geçerli olmak üzere boşanmışlardır. Dinlenen davacı tanıklarının beyanlarından ve davacının dosyaya sunduğu Hollanda polisine 2007 yılında yapmış olduğu başvurudan, tarafların 2000 yılında boşandıkları halde, bu tarihten sonra da ara sıra tekrar biraraya gelip fiilen birlikte yaşadıkları, davacının boşanma davasındaki maddi ve manevi tazminat isteğini dayandırdığı hadiselerin; boşanmadan sonra fiilen birlikte yaşadıkları 2000 yılından sonraki döneme ait olduğu, davalının bu dönemde bir başka kadınla ilişki kurduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda davacının maddi ve manevi tazminat talebi, Borçlar Kanununda yer alan “haksız fiil” hükümleri çerçevesinde incelenebilir. Öyleyse, davacının maddi ve manevi tazminat istekleri yönünden görevsizlik karan verilmesi gerekirken, bu husus üzerinde durulmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.
2- Tanınmasına karar verilen yabancı boşanma ilamının kesin hüküm etkisi, yabancı mahkeme kararının kesinleştiği andan (29.8.2000'den) itibaren hüküm ve sonuç doğurduğuna (5718 s. MÖHUK. m. 59), göre, tarafların birbirlerine karşı olan evlilik birliğinden doğan yasal yükümlülükleri de, aynı tarihte ortadan kalkmıştır. Bu halde, davacı yararına boşanma davasının devamı süresince hükmedilebilecek olan (TMK. md. 169) tedbir nafakası da yasal dayanaktan yoksun hale gelmiştir. Öyleyse davacı yararına tedbir nafakası tayin edilmesi de usul ve yasaya aykırıdır. (2. H.D.'nin 31.5.2012 günlü 2011/17140 esas, 2012/14630 karar, 12.9.2012 tarihli ve 2012/14566 esas, 2012/21053 karar sayılı ilamları.) Bu hususun nazara alınmaması da doğru değildir.
Bu bakımdan sayın çoğunluğun maddi ve manevi tazminata ilişkin bozma gerekçesine, tedbir nafakasıyla ilgili de onama düşüncesine iştirak etmiyorum.
KARŞI OY YAZISI
Taraflar Hollanda Haarlem Asliye Hukuk Mahkamesinin 29.08.2000 tarihli kararıyla boşanmışlar, davalı koca 23.12.2008 tarihinde Hollanda Haarlem Mahkemesinin boşanma kararının tanınması için dava açmıştır. Davacı ise davalının tanıma davasından sonraki bir tarihte 27.07.2009 tarihinde işbu boşanma davasını açmıştır. Davalının açtığı tanıma davası kabul edilerek 10.01.2011 tarihinde kesinleşmiştir (5718 s. MÖHUK md. 59). maddesi gereği, tanımaya karar verilmekle yabancı mahkeme ilamının kesin hüküm veya kesin delil etkisi yabancı mahkeme kararının kesinleştiği andan itibaren hüküm ifade eder.
Taraflar yabancı mahkeme kararının kesin hüküm etkisi nedeniyle 29.08.2000 tarihinde boşanmış hale gelmişlerdir. Tarafların birbirlerine sadakat yükümlülüğü evlilik birliği sürdükçe devam eder (TMK. md. 185). Evlilik birliği sona erdikten sonraki süreçte davalı eşin eylemleri davacı eş yararına kusur oluşturmaz. Davacının Türk Medeni Kanununu 174/1-2. maddesi kapsamındaki tazminat talepleriyle Türk Medeni Kanununun 169, 175. maddeleri kapsamındaki tedbir ve yoksulluk nafakaları taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiği görüşündeyim. Bu nedenle değerli çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy