MAHKEMESİ :Şanlıurfa Aile Mahkemesi
TARİHİ :11.07.2012
NUMARASI :Esas no: 2011/871 Karar no:2012/619
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı kadın tarafından reddedilen manevi tazminat ile nafakaların miktarına yönünden; davalı koca tarafından ise davanın tamamına yönelik olarak temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davacı kadının tüm, davalı kocanın ise aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2- Toplanan delillerden, davacı kadına düğünde takılan ziynet eşyalarından, 40 gram bileziğin taraflarca bozdurularak harcandığı, daha sonra da davacı kadına iade edilmediği anlaşılmaktadır. Talebe konu diğer ziynet eşyaları ile ilgili tanık beyanları davacı kadından aktarım olup hükme esas alınamaz. Davacı kadın 40 gram bilezik dışında kalan ziynet eşyalarının davalı kocada kaldığını ispatlayamamıştır. O halde, davacının dava dilekçesinde talep ettiği ziynet eşyalarından 40 gram bilezik dışında kalan eşyalara ilişkin talebinin reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ :Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yıkanda 1. bentte açıklanan sebeple ONANMASINA, aşağıda yazılı harcın davacıya yükletilmesine, peşin harcın bahsubuna ve 103.50 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, temyiz peşin harcını yatıran davalıya geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi.26.06.2013 (Çar.)
KARŞI OY YAZISI
Mahkemece davacının ziynet eşyalarına yönelik davasının kabulüne karar verilmiş, sayın çoğunluk dava konusu edilen ziynet eşyalarından, 40 gram bileziğin taraflarca bozdurularak harcandığı ve davacı kadına iade edilmediğini, 40 gram bilezik dışındaki ziynet eşyalarının davalı kocada kaldığının ispatlanamadığını, bu ziynetlere ilişkin talebin reddine karar verilmesi gerektiği halde, ziynet eşyalarına ilişkin talebin tamamı yönünden kabulünün doğru olmadığı gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar vermiştir.
Evlilik birliği içerisinde müşterek giderler için bozdurulan ziynet eşyalarının davacı kadının rızası ile bozdurulduğunun kabul edilmesi gerekir.
Türk Medeni Kanununun 186/3. maddesine göre “Eşler birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıkları ile katılırlar.” Türk Medeni Kanunu prensip olarak kadın erkek eşitliğini kabul etmiş bu nedenle de “eşlerin birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıkları ile katılacaklarını” hüküm altına almıştır. Öte yandan “Eşler birlikte yaşamak, birbirine sadık kalmak ve yardımcı olmak zorundadırlar.” (TMK. md. 185/3)
Türk Medeni Kanunun “ispat yükü” başlıklı 6. maddesine göre “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” Somut olayda ispat yükünün davalıda olduğuna ilişkin özel bir düzenleme yoktur. Bu nedenle ispat yüküne ilişkin genel kuraldan ayrılmayı gerektirecek bir sebepte bulunmamaktadır.
Düğünde takılan ziynet eşyaları ve takılar kadına ait olup kişisel eşya niteliğindedir. Ziynet eşyaları nitelik itibariyle rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen nev'i dendir. Bu sebeple nitelikleri itibariyle kadında bulunduğu karine olarak kabul edilir. Olağanın aksini iddia eden ispatla yükümlüdür. Niteliği itibariyle davacı kadında bulunması gereken ziynet eşyalarının aile içerisinde ihtiyaç duyulması halinde bu eşyaları elinde bulunduran eşin rızası ile bozdurulması olağan olandır. Bu durum Türk Medeni Kanunun 185/3 ve 186/3 maddeleri gereğince davacı eş için aynı zamanda bir yükümlülüktür. Bu sebeple somut olayda ispat yükü davacı kadına aittir. Davacı kadının kendisine ait ziynet eşyalarının rızası dışında ve iade şartıyla elinden alınıp bozdurulduğunu ispat etmesi gerekir. Davacı da kendisine ait olan ve kural olarak kendisinde bulunması gereken ziynet eşyalarının rızası dışında veya iade şartıyla davalı tarafından elinden alınıp bozdurulduğunu ispat edememiştir.
Davacı kadın evlilik birliği içerisinde ailenin ortak giderleri için malvarlığından rızasıyla yaptığı katkıyı geri isteyemez. Davacı kadının bu katkıyı kendisine ait ziynet eşyalarını bozdurarak yapmış olması sonucu değiştirmez. Türk Medeni Kanununun 186/3. maddesinin somut olayda uygulanmamasını gerektirecek bir hukuki gerekçede yoktur.
Bu sebeple temyize konu hükmün taraflarca bozdurularak harcandığı kabul edilen 40 gram bilezik yönünden de bozulması gerektiğini düşündüğüm için sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.