MAHKEMESİ :Kahramanmaraş 1. Aile Mahkemesi
TARİHİ :12.03.2013
NUMARASI :Esas no:2012/721 Karar no:2013/217
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı-davalı koca tarafından davalı-davacı kadının boşanma davasının kabulü, kusur belirlemesi, nafakalar ve tazminatlar yönünden; davalı-davacı kadın tarafından ise davacı-davalı kocanın kabul edilen boşanma davası, nafakaların miktarları ve tazminat taleplerinin reddi yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Davacı-davalı kocanın kabul edilen boşanma davasına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi sonucunda;
Yapılan soruşturma ve toplanan delillerle davalı-davacı kadından kaynaklanan, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına yol açabilecek boşanmayı gerektirir kusurlu bir davranışının varlığı ispatlanabilmiş değildir. O halde davacı-davalı kocanın boşanma davasının reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2-Tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
a-Mahkemece taraflar eşit derecede kusurlu kabul edilerek boşanma kararı verilmiş ise de; yapılan soruşturma ve toplanan delillerden; davacı-davalı kocanın eşine hakaret ettiği, eşini sevmediğini, istemediğini söylediği, şahsi eşyalarını alıp müşterek haneyi terk ettiği ve o anda orada bulunan babasına, "ben çıktıktan sonra bunları da evden at, kapıyı kapat, bu eve bir Allah kulu girmeyecek" demek suretiyle eşi ve eşinin ailesini müşterek konuttan kovduğu, davalı-davacı kadının ise boşanmaya sebep olacak somut bir kusurunun ispatlanmadığı anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında boşanmaya neden olan olaylarda; davacı-davalı kocanın tamamen kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Davalı-davacı kadının boşanma davası yönünden Türk Medeni Kanununun 166/1. maddesi koşulları oluşmuştur. O halde davalı-davacı kadının boşanma davasının kabulü sonucu itibarıyla doğru olup, davacı-davalı kocanın bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının reddi ile boşanmaya ilişkin hükmün gerekçesi değiştirilmek suretiyle onanmasına (HUMK md. 438/son) karar verilmesi gerekmiş ve tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
b-Türk Medeni Kanununun 174/1. maddesi mevcut veya beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz ya da daha az kusurlu tarafın, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebileceğini, 186. maddesi, eşlerin evi birlikte seçeceklerini, birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve mal varlıkları ile katılacaklarını öngörmüştür. Toplanan delillerden boşanmaya sebep olan olaylarda maddi tazminat isteyen eşin diğerinden daha ziyade ve eşit kusurlu olmadığı anlaşılmaktadır. Boşanma sonucu bu eş, en azından diğerinin maddi desteğini yitirmiştir. O halde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile kusurları ve hakkaniyet ilkesi (TMK.md,4 TBK.md.50 ve 52 ) dikkate alınarak davalı-davacı kadın yararına uygun miktarda maddi tazminat verilmelidir. Bu yönün dikkate alınmaması doğru görülmemiştir.
c-Türk Medeni Kanununun 174/2. maddesi, boşanmaya sebebiyet vermiş olan olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevi tazminat isteyebileceğini öngörmüştür. Toplanan delillerden evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen davalı-davacı kadının ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, bu olayların kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları (TMK. md.4 TBK. md. 50, 51, 52, 58) dikkate alınarak davalı-davacı kadın yararına uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekir. Bu yönün dikkate alınmaması doğru görülmemiştir.
d-Davalı-davacı kadının bir fabrikada muhasebe elemanı olarak çalıştığı, düzenli, sürekli ve yeterli bir gelirinin bulunduğu ve boşanmakla yoksulluğa düşeceğinin kabulünün mümkün bulunmadığı anlaşılmaktadır. Türk Medeni Kanununun 175. maddesi koşulları gerçekleşmemiştir. O halde yoksulluk nafakası isteğinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulü doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 1, 2-b, c ve d bentlerinde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin ise yukarıda 2-a bendinde gösterilen sebeple boşanma hükmünün gerekçesi değiştirilmek suretiyle ONANMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatıranlara geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 19.11.2013 (Salı)
Full & Egal Universal Law Academy