MAHKEMESİ :Çankırı 1. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
TARİHİ :13.11.2012
NUMARASI :Esas no:2011/396 Karar no:2012/480
Taraflar arasındaki boşanma davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davalı (koca) tarafından; kusur belirlemesi, kadın yararına hükmedilen maddi tazminat ve vekalet ücretine hükmedilmemiş olması yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Dosyaya davacı tarafından "delil" olarak sunulan düğün ve takı törenini gösteren "CD" üzerinde bilirkişi tarafından yapılan incelemede bilezikler dışında davacı üzerinde (15), davalı üzerinde (13) adet çeyrek altın takıldığının tespit edildiği bildirilmiştir. Düğünde takılan ziynet eşyası ve takı paraları eşler arasında aksine bir anlaşma veya bu konuda yerel bir adet bulunmadıkça hangi eşe takılırsa takılsın eşlerden kadına ait sayılır. Bu fiili karinenin aksini iddia eden bunu kanıtlamalıdır. Davalı koca bu karinenin aksini ispat edememiştir. Kadına ziynetlerin iade edilmek koşuluyla kocaya verildiği ispat edilmedikçe, bunların aile gereksinimleri için koca tarafından bozdurulup harcanması, onu iade borcundan kurtarmaz. Davalı koca bunların iade edilmemek üzere kendisine verildiğini de ispat edememiştir. O halde, kadın tarafından kocasına verildiği ve onun tarafından bozdurulup harcandığı anlaşılan (10) adet bilezik ile (25) adet çeyrek altın için talebin kabulüne karar verilmesi gerekirken, çeyrek altınlar yönünden kanıtlananlardan fazla (40) çeyrek altın için talebin kabulüne karar verilmesi doğru olmadığı gibi; davacının "aynen iade, bu mümkün olmadığı takdirde "bedeline hükmedilmesi" talebi olduğu halde; sadece aynen iade yönünde hüküm tesis de doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre ziynetlerin reddedilen bölümüyle ilgili vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyizi incelenmeyen ve bozma kapsamı dışındaki bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi. 08.07.2013
KARŞI OY YAZISI
Dosyaya davacı tarafından “delil” olarak sunulan düğün ve takı törenini gösteren CD. üzerinde bilirkişi tarafından yapılan incelemede; davacıya bilezikler dışında, çeyrek altın olarak on beş adet, davalıya ise on üç adet küçük altın takıldığının tespit edildiği bildirilmiştir. Düğün törenine katılanlarca, “hediye” olarak getirilen altınlar, taraflardan hangisine götürülüp takılmış ise, ona hediye edilmiş sayılır. Davalıya takılanların da, kadına ait olduğunun kabul edilebilmesi için, fiili durumun aksine bir uygulamanın veya mahalli bir örf veya adetin bulunması gerekir.
Düğün töreninde kocaya takılanların da kadına ait sayılacağına ilişkin mahalli bir örf veya adetin varlığı taraflarca iddia edilmediği gibi, tarafların bu yönde anlaşmasının olduğu da ileri sürülmemiştir. Bu bakımdan davalıya takılan küçük altınların da davacıya ait olduğu kabul edilemez. Davacı, kendisine CD'de görünenden daha fazla sayıda çeyrek alt takıldığım ispat edememiştir. O halde, on beş çeyrek altın haricindeki çeyrek altınlarla ilgili talebinin reddi yerine kabulü doğru değildir. Bu sebeple sayın çoğunluğun “düğünde takılan ziynet eşyası, eşlerden hangisine takılırsa takılsın, kadına ait sayılır” şeklindeki düşüncesine katılamıyorum.
KARŞI OY YAZISI
Davacı tarafından dosyaya delil olarak sunulan düğün ve takı törenine ilişkin cd üzerinde yaptırılan incelemede, davacıya (15), davalıya ise (13) adet çeyrek altın takıldığı tespit edilmiştir. Düğün sırasında davalının yakınları tarafından davalıya takılan çeyrek altınlar davalıya aittir. Davacı kadın bu ziynet eşyalarını isteyemez.
Öte yandan davacıya ait olup, dava konusu edilen ziynet eşyalarının, müşterek evin ihtiyaçları için bozdurulup harcandığı kabul edilerek dava kabul edilmiştir. Evlilik birliği içerisinde müşterek giderler için bozdurulan ziynet eşyalarının davacı kadının rızası ile bozdurulduğunun kabul edilmesi gerekir
Türk Medeni Kanununun 186/3. maddesine göre “Eşler birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıkları ile katılırlar.” Türk Medeni Kanunu prensip olarak kadın erkek eşitliğini kabul etmiş bu nedenle de “eşlerin birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıkları ile katılacaklarını” hüküm altına almıştır. Öte yandan “Eşler birlikte yaşamak, birbirine sadık kalmak ve yardımcı olmak zorundadırlar.” (TMK. md. 185/3)
Türk Medeni Kanunun “ispat yükü” başlıklı 6. maddesine göre “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” Somut olayda ispat yükünün davalıda olduğuna ilişkin özel bir düzenleme yoktur. Bu nedenle ispat yüküne ilişkin genel kuraldan ayrılmayı gerektirecek bir sebepte bulunmamaktadır.
Düğünde takılan ziynet eşyaları ve takılar kadına ait olup kişisel eşya niteliğindedir. Ziynet eşyaları nitelik itibariyle rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen nev'i dendir. Bu sebeple nitelikleri itibariyle kadında bulunduğu karine olarak kabul edilir. Olağanın aksini iddia eden ispatla yükümlüdür. Niteliği itibariyle davacı kadında bulunması gereken ziynet eşyalarının aile içerisinde ihtiyaç duyulması halinde bu eşyaları elinde bulunduran eşin rızası ile bozdurulması olağan olandır. Bu durum Türk Medeni Kanunun 185/3 ve 186/3 maddeleri gereğince davacı eş için aynı zamanda bir yükümlülüktür. Bu sebeple somut olayda ispat yükü davacı kadına aittir. Davacı kadının kendisine ait ziynet eşyalarının rızası dışında ve iade şartıyla elinden alınıp bozdurulduğunu ispat etmesi gerekir. Davacı da kendisine ait olan ve kural olarak kendisinde bulunması gereken ziynet eşyalarının rızası dışında veya iade şartıyla davalı tarafından elinden alınıp bozdurulduğunu ispat edememiştir.
Davacı kadın evlilik birliği içerisinde ailenin ortak giderleri için malvarlığından rızasıyla yaptığı katkıyı geri isteyemez. Davacı kadının bu katkıyı kendisine ait ziynet eşyalarını bozdurarak yapmış olması sonucu değiştirmez. Türk Medeni Kanununun 186/3. maddesinin somut olayda uygulanmamasını gerektirecek bir hukuki gerekçede yoktur.
Bu sebeple hükmün ziynet eşyalarına ilişkin bölümü yönünden bozulması gerektiğini düşündüğüm için sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy