MAHKEMESİ :Diyarbakır 1. Aile Mahkemesi
TARİHİ :4.3.2013
NUMARASI :Esas no:2012/1001 Karar no:2013/159
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davalı tarafından; tamamına yönelik olarak temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı, dava dilekçesinde eşinin üç hafta önce ortak konutu terkedip gittiğini bildirmiş, davalının adresi olarak da "E.U.mah. Ş. Konağı altı Midyat/Mardin" adresini göstermiştir. Dava dilekçesi tebliğ için, gösterilen adrese gönderilmiş, bu adreste "adresin yetersiz olduğu" belirtilerek tebligat yapılamamış, bunun üzerine; dava dilekçesi, davalının “adres kayıt sisteminde" kayıtlı yerleşim yeri adresine gönderilmiş, bu adreste Tebligat Kanununun 6099 sayılı Kanunla değişik 21/2. maddesi uyarınca 31.10.2011 tarihinde "muhatap adres bırakmadan ayrıldı" gerekçesiyle mahalle muhtarına tebliğ edilmiştir. Davalının "adres kayıt sisteminde" kayıtlı olan yerleşim yeri adresi ile davacının yerleşim yeri adresinin aynı olduğu görülmektedir.
Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinin, bilinen en son adres olarak kabul edileceğine ve tebligatın burada yapılacağına imkan veren Tebligat Kanununun 10. maddesine 6099 sayılı Yasayla ilave edilen hüküm; bu adresin aynı davada "hasım" olan diğer tarafın adresi olmaması halinde uygulanabilir. Aksi halde, aynı davada "hasım" durumunda olan kişilerin yerleşim yeri adresine Tebligat Kanununun 21/2. maddesinde gösterilen usule, şeklen uygun da, olsa bir tebligatın yapılmış olması muhatabı bu adresten ayrılmış olsa bile) yeterli kabul edilir ve bu durum, kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi sonucuna yol açar. Oysa usulüne uygun bir tebligatın amacı, kişiyi aleyhine açılan davadan haberdar etmek, dolayısıyla kendisini ilgilendiren yargılamadan tam olarak bilgi sahibi olmasını sağlamak, açıklamada bulunmak ve ispat hakkını kullanmasına imkan vermektir. Tebliğ muhatabı, şu veya bu gerekçe ile yeni bir yerleşim yeri adresi edinmemiş veya tekrar dönebileceği beklentisiyle önceki yerleşim yeri adresini "değiştirdiğine" ilişkin beyanda bulunmamış olabilir. Yerleşim yeri adresini sürekli olarak değiştirmemiş olan kişiden de, değişiklik beyanında bulunması beklenemez. Öte yandan, "Adres Kayıt Sistemi Yönetmeliği "ne göre, ergin olan aile fertlerinin birbirleri yerine adres beyanında bulunmaları da mümkündür. (Yönetmelik m. 13/2) Öyleyse, davalının sistemde kayıtlı "yerleşim yeri adresine" ilişkin beyanın, davacı tarafından yapılmış olması da olasıdır. Bu husus da dikkate alındığında, dava dilekçesinde “… üç hafta kadar önce evi terk ettiği" açıkça ifade edilen davalıya, aynı zamanda davacının da yerleşim yeri adresi olan adreste Tebligat Kanununun 21/2. maddesine göre yapılan tebligatı geçerli ve usulüne uygun saymak olanağı yoktur. Bu husus gözetilmeden davalının yokluğunda yargılama yapılıp hüküm kurulması, hukuki dinlenilme hakkını (HMK. m. 27) ihlal eder. Davalı karardan sonra tebligat adresini bildirmiştir. Bu durumda, davalıya savunma ve delillerini bildirme imkanı tanınmadan hüküm kurulması hukuki dinlenilme hakkına (HMK.m.27) aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, sebebine göre diğer yönlerin incelenmesine yer olmadığına, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi. 26.11.2013 (Salı)
KARŞI OY YAZISI
Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinin, bilinen en son adresi olarak kabul edileceğine ve tebligatın burada yapılacağına imkan veren Tebligat Kanununun 10. maddesine ve 21/2.maddesine 6099 sayılı Yasayla ilave edilen “Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır.” şeklindeki hükümler birlikte değerlendirildiğinde davalıya yapılan tebliğ usulüne uygundur. Aynı adreste davacının da ikamet ediyor olması yapılan tebliği geçersiz kılmaz ve bu durumda hasma tebliğ yasağı olduğuda kabul edilemez.
Bu sebeple davalının temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanması gerektiğini düşündüğüm sayın çoğunluğun bozma gerekçesine katılmıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy