MAHKEMESİ :İstanbul 14. Aile Mahkemesi
TARİHİ :18.04.2013
NUMARASI :Esas no: 2012/324 Karar no:2013/299
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen yetkisizliğe dair olan hüküm davacı (kadın) tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Boşanma veya ayrılık davaları, eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabileceği gibi, davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesinde de açılabilir (TMK.md.168). Bu yerlerden birini tercih hakkı, davayı açana aittir. Yerleşim yeri, bir kimsenin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yerdir (TMK.md.19/1). Yerleşim yeri adreslerinin tutulmasında kişilerin yazılı beyanı esas alınır (5490 s. NHK.md.50/2). Adres beyan formundaki bildirimler aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir (Adres Kayıt Sistemi Yönetmeliği md.13/1). Bu düzenlemelere göre, gerçek kişilerin “Merkezi Adres Kayıt Sisteminde” kayıtlı olan yerleşim yeri adresleri Türk Medeni Kanununun 19/1. maddesindeki yerleşim yerine karine oluşturur. Bu karinenin aksi kuşkusuz iddia ve ispatlanabilir.
Dava, kadın tarafından, 25.05.2012 tarihinde açılmıştır. Davacının davadan bir gün önce 24.05.2012 tarihide yerleşim yeri adresinin “İstanbul-Beşiktaş Kültür Mahallesi Yaprak Sok. N:13/6 " olduğuna ilişkin nüfus müdürlüğüne adres bildiriminde bulunduğu anlaşılmaktadır. Adres beyan formundaki bu bildirimin aksine dosyada bir delil bulunmamaktadır. Davacının sırf boşanma davasının İstanbul’da görülmesini sağlamak amacıyla yerleşim yeri adresini kötüniyetli olarak değiştirdiği de davalı tarafından ispatlanamamıştır. O halde, karinenin aksi kanıtlanamadığına göre, işin esasının incelenmesi yerine yazılı şekilde yetkisizlik kararı verilmesi doğru bulunmamıştır.
2-Davalı tarafından daha sonra (21.06.2013 tarihinde) İzmir’de açılan 2012/475 esas sayılı boşanma davasının, eldeki dava ile birleştirilmesine karar verildiği görülmektedir. Ayrı yargı çevrelerindeki davaların bağlantı sebebiyle birleştirilmesi halinde, ilk davanın açıldığı mahkeme birleştirmeye ilişkin kararın kesinleşmesinden itibaren bununla bağlıdır (HMK.md.166/2). Kesinleşmedikçe birleştirmeye ilişkin karar ilk davanın açıldığı mahkemece nazara alınamaz. Bu husus gözetilmeden karar başlığında “birleştirilen davaya” da yer verilmesi suretiyle yetkisizlik kararının birleştirilen davayı da şümulüne alır tarzda hüküm kurulması da doğru olmamıştır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, oybirliğiyle karar verildi.02.12.2013 (Pzt.))
Full & Egal Universal Law Academy