MAHKEMESİ :Çorum 1. Aile Mahkemesi
TARİHİ :8.3.2013
NUMARASI :Esas no:2011/14 Karar no:2013/224
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı (kadın) tarafından; kusur belirlemesi, tazminatlar ve yoksulluk nafakası isteklerinin reddi, ziynetler ve eşyalar hakkındaki hükme yönelik olarak temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davacı (kadın)'ın aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan yönlere ilişkin temyiz itirazları yersizdir.
2-Mahkemece; "taraflar eşit kusurlu" kabul edilmişler, buna bağlı olarak davacının tazminat istekleri reddedilmiştir. Oysa, davalının eşine birden fazla fiziki şiddet uyguladığı, davacıya "baban kimin iti" dediği, davacının ise, davalıyı istemediğini, ailesinin zoru ile evlendiğini söylediği yapılan soruşturma ve toplanan delillerden anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu olaylara göre, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında davalının, davacıya göre baskın kusurlu kabul edilmesi gerekirken, davacının davalıyla aynı oranda kusurlu bulunması ve davacının tazminat isteklerinin bu sebeple reddi doğru bulunmamış, davacı yararına Türk Medeni Kanununun 174/1-2. maddesi gereğince uygun miktarda maddi ve manevi taminata hükmedilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
3-Davacının ziynet eşyalarına ilişkin talebi kısmen kabul edilmiş, hükümde adet ve cinsleri belirtilen ziynetlerin aynen, mümkün olmadığı taktirde değerlerine karşılık 11.530 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Aynen, mümkün olmadığı taktirde bedele hükmedildiğine göre, aynen iadesi mümkün olmayanların yerine ödenecek bedel belli olmadığından, hüküm bu haliyle infazda duraksamaya yol açar niteliktedir. Öyleyse kabul edilen ziynetlerin her birinin (ayar, gram v.s. gibi) niteliklerinin ve her birinin değerlerinin ayrı ayrı hüküm yerinde gösterilmesi gerekir. Bu husus nazara alınmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
4-Eşyalarla ilgili olarak da bilirkişi raporuna atıf yapılarak hüküm kurulduğu görülmektedir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. maddesinin (2). fıkrasında: hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden herbiri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyunadırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiği, aynı Yasanın 298. Maddesinin (2.) fıkrasında da, gerekçeli kararın, tefhim edilen hükme aykırı olamayacağı hükme bağlanmıştır. Bu düzenlemeye göre; Dava dilekçesi, bilirkişi raporu gibi herhangi bir belgeye atıf yapılarak hüküm kurulamaz. Gerek tefhim edilen ve zabıtla belirlenen kararda, gerekse buna uygun düzenlenmesi zorunlu gerekçeli kararda hüküm altına alınan eşyanın cins, nitelik, miktar ve değerlerinin ayrı ayrı gösterilmesi ve taraflara yüklenen borç ile tanınan hakkın infazda güçlük çıkarmayacak biçimde belirtilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda (2.), (3.) ve (4.) bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin yukarıda (1.) bentte gösterilen sebeple ONANMASINA,istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 10.12.2013 (Salı)
Full & Egal Universal Law Academy