MAHKEMESİ :Sakarya 2. Aile Mahkemesi
TARİHİ :30.04.2013
NUMARASI :Esas no:2012/494 Karar no:2013/301
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Mahkemece taraflar eşit kusurlu kabul edilerek boşanmaca karar verilmiş ise de; yapılan soruşturma ve toplanan delillerden kadının eşine fiziksel şiddet uyguladığı buna karşılık; kocanın da eşine fiziksel şiddet uyguladığı ve güven sarsıcı davranışlarda bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu kusur belirlemesine göre boşanmaya neden olan olaylarda davacı-davalı koca daha fazla kusurludur. Hal böyle iken mahkemece taraflar eşit kusurlu kabul edilip boşanmaya karar verilmesi, sonucu itibariyle doğru olup, hükmün gerekçesinin değiştirilmek suretiyle onanmasına (HUMK md. 438/son) karar vermek gerekmiş, davacı-davalı kocanın tüm, davalı-davacı kadının ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Yukarıda birinci bentte açıklandığı üzere boşanmaya neden olan olaylarda davacı-davalı koca daha ağır kusurludur, davalı-davacı kadın yararına uygun miktarda maddi (TMK md. 174/1) ve manevi (TMK md. 174/2) tazminat verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple kadın yararına BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple hüküm gerekçesinin değiştirilmek suretiyle ONANMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi.04.12.2013 (Çar.)
KARŞI OY YAZISI
Yapılan tahkikat ve toplanan delillerden; taraflardan her ikisinin de ceza mahkumiyetine de konu olacak şekilde, birbirlerine karşı basit nitelikte fiziksel şiddete başvurdukları; davacı kocanın ayrıca sadakat yükümlülüğü kapsamında güven sarsıcı davranış içine girdiği anlaşılmaktadır. Bu durumda; değerli çoğunluğun da benimsediği gibi; birliğin temelinden sarsılmasına yol açan olaylarda; her iki taraf da kusurlu olmakla birlikte, davalı kadına göre davacı koca daha fazla kusurludur. Taraflar 1994 yılında evlenmiş olup, evlilik eskidir. Tarafların biri ergin, diğer ikisi velayete tabi üç çocuğu vardır. Taraflar arasında meydana gelen olaylar, özellikle davacı bakımından affedilemez nitelikte değildir. Tarafların evlilik tarihi, çocukların durumu ve geçimsizliğe ilişkin olaylar gözönüne alındığında; evliliğin devamında davalı ve çocuklar bakımından bir yarar kalmadığından söz edilemez. Bu halde, davalının boşanmaya karşı çıkması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde değildir. Boşanmaya karar verebilmek için; en azından Türk Medeni Kanununun 166/2. maddesi koşulları gerçekleşmelidir. Türk Medeni Kanununun 166/2. maddesi koşulları ise oluşmamıştır. Açıkladığım nedenlerle; davanın reddine karar vermek üzere; hükmün bozulması gerektiğini düşünüyorum.
Full & Egal Universal Law Academy