MAHKEMESİ :Tuzla l. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
TARİHİ :10.05.2012
NUMARASI :Esas no:2012/15 Karar no:2012/281
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı tarafından; davalılardan U.ve O. H. hakkında hüküm kurulmamış olması ve vekalet ücreti yönünden, davalı A.Ş.tarafından da; tamamına yönelik olarak temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 19.04.2013 günü temyiz eden davalı A.Ş. O.vekili Av. . geldi. Karşı taraf davacı K. Kır ile vekili gelmediler. Gelenin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dava, U. Kır, O.H. K.ve A.Ş. O.'a karşı açılmıştır. Davalılar U.Kır ve O.H.hakkında herhangi bir hüküm kurulmaması usul ve yasaya aykırıdır.
2-Aile konutunun, hak sahibi eş tarafından devri ve konut üzerindeki hakların sınırlandırılmasına ilişkin tasarruflar, diğer eşin açık rızasına bağlıdır. (TMK. m. 194/1) Bu rıza alınmadan konutun kaybı sonucunu doğuran tasarruf işlemi, rızası gereken eş bakımından bağlayıcı değildir. Ne var ki, rızası gereken eş, işlemin geçersizliğini konutun bu vasfını devam ettirmesi koşuluyla ancak evlilik birliği süresince ileri sürebilir. Evlilik herhangi bir sebeple sona ermiş ise, Türk Medeni Kanununun 194'ncü maddesinin "aile konutuna" sağladığı koruma da son bulur. Aile konutu olarak özgülenen taşınmaz, konut üzerinde hak sahibi olan (koca) davalı U.Kır tarafından 4.10.2004 tarihinde davalı O.H.'a, bu kişi tarafından da 13.9.2005 tarihinde diğer davalı A. Ş.ye satılmış; iş bu dava ise 24.1.2007 tarihinde açılmıştır. Davacı ile eşi U., davadan sonra boşanmışlar, boşanma kararı 20.7.2009 tarihinde kesinleşmiştir. Davacının evliliği, boşanma ile sona erdiğine göre, konutla ilgili tasarruf işlemi rızaya bağlı olmaktan çıkmış, davacının işlemin iptalini isteme hakkı artık kalmamıştır. Koruma sona erdiğine göre, davalı eşin tasarrufunun dahi iptal edilmeyeceği durumda, evleviyet kuralı gereğince sonraki alıcılara karşı açılan iptal davasının dinlenmesi olanağı yoktur. Öte yandan, aile konutunun, hak sahibi U.Kır tarafından, O.H.a devri, bu kişinin kötü niyetli olması halinde korunamaz. (TMK. m. 1023) Böyle olsa bile; taşınmaz, devralan O. H. tarafından, işbu davadan önce 13.9.2005 tarihinde diğer davalı A.Ş.'ye devredilmiştir. A.Ş.nün, O.H.üzerindeki tescilin, "yolsuz tescil" olduğunu bildiğine ilişkin bir delil bulunmamaktadır. K. ki, devralan A.Ş.'nün bunu bildiği veya bilmesi gerektiği kabul edilse dahi, bu tescilin yolsuz olduğunu, ancak taşınmaz üzerinde ayni hakkı olan kimse ileri sürebilir. (TMK. m. 1024/3) Oysa, davacı taşınmaz üzerinde ayni hak sahibi değildir. Taşınmazın alımına katkıda bulunmuş olması da, kocasıyla arasında Türk Medeni Kanununun 706'ncı (e.MK.'nun 634'ncü) maddesine uygun şekilde yapılmış muteber bir akit bulunmadıkça, tapu kaydının iptalini isteme hakkı vermez. Varsa katkısına karşılık, o da kocasından tazminat (veya katkısı karşılığı değer artış payı alacağı) talep edebilir. (7.10.1953 tarihli ve 8/7 sayılı İçt. Bir. Kr.) Bu açıklamalar karşısında, davanın reddi gerekirken, davalı Ali Şükrü üzerindeki tapu kaydının iptali ile tescile karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, 2. bentteki bozma sebebine göre davacının vekalet ücretiyle ilgili temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, duruşma için takdir olunan 990.00 TL vekalet ücretinin K.den alınıp A.ye verilmesine istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi. 18.09.2013 (Çrş.)
KARŞI OY YAZISI
Malik olmayan eşin açık rızası alınmadan yapılan işlem, işlem tarafı 3. kişinin iyiniyetine bağlı olmadan kesin hükümsüzdür. Değerli çoğunluğun bu bağlamdaki farklı düşüncesine katılma olanağım yoktur.