MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ :İpoteğin Kaldırılması ve Aile Konutu Şerhi Konulması
Yukarıda tarihi, konusu ve tarafları gösterilen hükmün; bozulmasına dair Dairemizin 01.04.2013 gün ve 5558-8862 sayılı ilamıyla ilgili karar düzeltme isteminde bulunulmakla, evrak okundu, gereği düşünüldü;
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 1.10.2011 tarihinde yürürlüğe girmiş ise de, bu Kanuna 6217 sayılı Kanunla ilave edilen geçici 3. maddenin (1.) bendinde,.....Mahkemelerinin göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun kanun yollarına ilişkin hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı hükme bağlandığından, karar düzeltme talebinin incelenmesi gerekmiştir.
Temyiz ilamında yer alan açıklamalara göre Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 440. maddesinde sayılan sebeplerden hiçbirisine uygun olmayan karar düzeltme isteğinin REDDİNE, aynı Kanunun 442/3. maddesi gereğince; bu maddede gösterilen para cezasının miktarı 5252 sayılı Kanunun 4. maddesiyle artırıldığından ve aynı yasanın 7. maddesiyle; ceza, idari para cezasına dönüştürüldüğünden, 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 17. maddesinin 7. fıkrasıyla da idari para cezaları her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yıl uygulanan miktarın, o yıl için belirlenmiş olan yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanacağı öngörülmüş olmakla, bu suretle hesaplanan 219.00 TL. idari para cezasının ve Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 50.45 TL. ilam harcının karar düzeltme talep edene yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna, oyçokluğuyla karar verildi.23.09.2013(Pzt.)
KARŞI OY YAZISI
Aile konutu üzerindeki tasarruf işleminin iptalinde ispat yükü işlem yapan eş ile onunla işleme girişen kişi (somut davada bu kişi, davalı bankadır) üzerindedir. Bu nedenle, davacıya davalı tarafın işlemde kötüniyetli olduğunu ispat yükü düşmez. Davalı taraf, açık rızanın mevcut olduğunu kanıtlamalı veya davacının rızasının mevcut olmadığını ileriye sürmesinin hakkın kötüye kullanılması teşkil ettiğini ortaya koymalıdır. İpotek işlemi davacının kardeşinin yöneticisi olduğu şirketin almış olduğu kredinin güvencesi için yapılmış olduğuna göre; hayatın olağan akışına göre davacının işlemi bildiği ve ses çıkarmadığının kabulü gerekir. Bu durumda, davacının salt şekli bir eksikliği ileri sürmesi hakkın kötüye kullanılmasıdır. Hakkın kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz (TMK.md.2). Kanımca hüküm bu sebeple bozulmalıdır. Dairemizin bozma ilamı sonuç olarak isabetlidir. Ancak gerekçesine katılmadığımdan; karar düzeltme istemin kabulüyle bozma ilamının gerekçesinin değiştirilmesi gerektiğini düşünüyorum.
Full & Egal Universal Law Academy