MAHKEMESİ :İstanbul Anadolu 5. Aile Mahkemesi
TARİHİ :19.02.2013
NUMARASI :Esas no:2012/175 Karar no:2013/70
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı (kadın) tarafından; kusur belirlemesi, manevi tazminat talebi ile eğitim giderleri talebinin reddi yönünden; davalı-davacı (koca) tarafından ise kusur belirlemesi, manevi tazminat talebinin reddi ve iştirak nafakasının miktarı yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Toplanan delillerden; üçüncü şahıslara eşi ile ilgili küçük düşürücü şekilde şikayetlerde bulunan ve eşini başkaları ile kıyaslayan davalı-davacı koca boşanmaya neden olan olaylarda tamamen kusurludur. Davacı-davalı kadına atfı kabil bir kusurun varlığı ise kanıtlanamamıştır.
Türk Medeni Kanununun 166.maddesi hükmünü tamamen kusurlu eşin de dava açabileceği ve yararına boşanma hükmü elde edebileceği biçiminde yorumlamamak ve değerlendirmemek gerekmektedir. Çünkü böyle bir düşünce, kimsenin kendi eylemine ve tamamen kendi kusuruna dayanarak bir hak elde edemeyeceği yönündeki temel hukuk ilkesine aykırı düşer. Diğer taraftan gene böyle bir düşünce tek taraflı irade ile sistemimize aykırı bir boşanma olgusunu ortaya çıkarır. Boşanmayı elde etmek isteyen kişi karşı tarafın hiçbir eylem ve davranışı söz konusu olmadan, evlilik birliğini, devamı beklenmeyecek derecede temelinden sarsar, sonrada mademki birlik artık sarsılmış diyerekten boşanma doğrultusunda hüküm kurulmasını talep edebilir. Öyle ise Türk Medeni Kanununun 166.maddesine göre boşanmayı isteyebilmek için tamamen kusursuz ya da az kusurlu olmaya gerek olmayıp daha fazla kusurlu bulunan tarafın dahi dava hakkı bulunmakla beraber, boşanmaya karar verilebilmesi için davalının az da olsa kusurunun varlığı ve bunun belirlenmesi kaçınılmazdır. Az kusurlu eş boşanmaya karşı çıkarsa bu halin tespiti dahi tek başına boşanma kararı verilebilmesi için yeterli olamaz. Az kusurlu eşin karşı çıkması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmalı, eş ve çocuklar için korunmaya değer bir yararın kalmadığı anlaşılmalıdır (TMK.md. 166/2). Mevcut olaylara göre evlilik birliğinin, devamı eşlerden beklenmeyecek derecede, temelinden sarsıldığı kuşkusuzdur. Ne var ki bu sonuca ulaşılması tamamen davalı-davacı kocanın tutum ve davranışlarından kaynaklanmış olup, davacı-davalı kadına atfı mümkün hiçbir kusur gerçekleşmemiştir. Bu durumda, açıklanan nedenle davalı-davacı kocanın boşanma davasının reddi gerekirken, yasa hükümlerinin yorumunda yanılgıya düşülerek kocanın davasının kabulü ile de boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır. Ancak bu yön temyiz edilmediğinden bozma nedeni yapılmamış, yanlışlığa değinilmekle yetinilmiştir.
2- Temyiz sebeplerine hasren yapılan incelemeye gelince;
a- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
b- Yukarıda 1. bentte de açıklandığı üzere, eşi ile ilgili küçük düşürücü şekilde şikayetlerde bulunan ve eşini başkaları ile kıyaslayan davalı-davacı koca boşanmaya neden olan olaylarda tamamen kusurlu olup, davalı-davacının bu kusurlu eylemleri aynı zamanda davacı-davalı kadının kişilik haklarına saldırı niteliğindedir. Durum böyleyken, mahkemece tarafların eşit kusurlu kabul edilmesi ve bu hatalı kusur belirlemesine bağlı olarak davacı- davalı kadının manevi tazminat talebinin (TMK. md.174/2) reddine karar verilmesi isabetsiz olmuş ve bozmayı gerektirmiştir.
c- Davacı-davalı kadının müşterek çocuk için 1000 TL. iştirak nafakası talebi olduğu halde istek aşılarak (HMK. md. 26) aylık 1500 TL. iştirak nafakasına hükmedilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün, yukarıda 2/b bendinde gösterilen sebeple, davacı-davalı kadın yararına, 2/c bendinde gösterilen sebeple ise davalı-davacı koca yararına BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda 2/a bendinde gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.05.12.2013 (Per.)
Full & Egal Universal Law Academy