MAHKEMESİ :Yahyalı Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
TARİHİ :02.05.2013
NUMARASI :Esas no:2012/172 Karar no:2013/125
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davalı tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Boşanma veya ayrılık davası açılınca hakim, davanın devamı süresince, gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına (TMK. md.186/1), geçimine (TMK md.185/3), malların yönetimine (TMK.m. 223, 242, 244, 262, 263, 264, 267, 215) ve çocukların bakım ve korunmasına (TMK.m.185/2) ilişkin geçici önlemleri kendiliğinden (resen) almak zorundadır (TMK.m.169). O halde; Türk Medeni Kanununun 185/3. ve 186/3. maddeleri uyarınca, tarafların ekonomik ve sosyal durumları da gözetilerek dava tarihinden geçerli olmak üzere davalı kadın yararına uygun miktarda tedbir nafakasına hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.
2-Davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Kadın 17.01.2012 tarihinde Türk Medeni Kanununun 197. maddesine dayalı olarak bağımsız tedbir nafakası davası açmış; koca ise terk ihtarını 02.04.2012 tarihinde talep etmiştir. Kadının Türk Medeni Kanununun 197. maddesine dayalı davasının açılmasından itibaren dört aylık ayrılık dönemi geçmeden terk ihtarına muhatap olan kadının ortak konuta dönmesi beklenemez. Eş söyleyişle; ihtar muhatabının ihtar talep tarihinde Türk Medeni Kanununun 197. maddesine dayalı bir nafaka davasının bulunması Türk Medeni Kanununun 164. maddesindeki altı aylık ayrılık süresinin dönüş için verilen iki aylık yasal bekleme süresi dışında kalan dört aylık süresini bertaraf eder ve davacının terk ihtarı sonuç doğurucu olarak kabul edilemez. Kadının Türk Medeni Kanununun 197. maddesine dayalı davasının reddedilip kesinlemiş olması sonuca etkili değildir. O halde davanın reddine karar verilmesi gerekirken; kabul edilip boşanmaya karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda 1. ve 2. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma sebebine göre davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi. 10.12.2013 (Salı)
KARŞI OY YAZISI
Bu davanın dayanağı olan ihtar isteği 2.4.2012 tarihindedir. Davalı kadının, 17.1.2012 tarihinde davacıya karşı açmış olduğu nafaka davası, “ayrı yaşamakta ve nafaka talep etmekte haklı olmadığı” gerekçesiyle reddedilmiş, bu karar 30.1.2013 tarihinde Yargıtay’ca onanmıştır. Başka bir ifade ile davalı (kadın)'ın 17.1.2012 tarihi itibarıyla ayrı yaşamakta haklı olmadığı hükmen belirlenmiştir. Nafaka davasının varlığı, ihtar isteğine engel değildir. Koca'nın bundan önce açmış olduğu boşanma davası reddedilmiş, karar 14.11.2011 tarihinde kesinleşmiş, bu tarihten itibaren dört ay geçtikten sonra ihtar istenmiştir. Bu halde, ihtar geçerli ve sonuç doğurur. Davalının ihtar tebliği üzerine konuta gittiği, ancak davacı tarafından kabul edilmediği yönünde bir savunması bulunmadığına göre, ihtar isteğinin samimi olmadığı da söylenemez. Gerçekleşen bu hukuki duruma göre, kocanın terke dayanan boşanma davasının kabulünde bir yanlışlık bulunmamaktadır. Bu bakımdan, boşanma hükmünün onanmasına karar verilmeli, hüküm sadece kadın lehine Türk Medeni Kanununun 169'ncu maddesi çerçevesinde tedbir nafakasına hükmedilmesi gerektiği yönünden bozulmalıdır. Bu sebeple, sayın çoğunluğun, boşanma davasının reddi gerektiği yönündeki bozma kararına katılamıyorum.