MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ :Karşılıklı Boşanma - Ziynet ve Çeyiz Eşyası Alacağı
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı-karşı davalı koca tarafından, ziynet eşyası alacağı yönünden; davalı-karşı davacı kadın tarafından ise, davacı-karşı davalı kocanın kabul edilen boşanma davası ile kendisinin reddedilen boşanma davası yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Davacı-karşı davalı kocanın ziynet ve çeyiz eşyası alacağına yönelik temyizinin incelenmesinde;
Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür (TMK.md.6). Davalı-karşı davacı kadın talebine konu ziynet ve çeyiz eşyalarının varlığını, evi terk ederken bunların zorla elinden alındığını ve götürülmesine engel olunduğunu, evde kaldığını, ispat yükü altındadır. Olayda kadın, dava konusu ziynet ve çeyiz eşyalarının varlığını, götürülmesine engel olunduğunu, zorla elinden alındığını, daha önce de götürme fırsatı elde edemediğini gösterdiği diğer delillerle ispat edememiştir. Ancak, davalı-karşı davacı “yemin” deliline (HMK.md.225-239) de dayandığından, dava konusu ziynet ve çeyiz eşyalarının varlığı, götürülmesine engel olunduğu, zorla elinden alındığı, davacı-karşı davalı tarafta kaldığı konusunda kendisine yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak gerçekleşecek sonucu uyarınca bir karar vermek gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2-Davalı-karşı davacı kadının temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
a-İhtarın hukuki sonuç doğurabilmesi için ihtar isteğinden önceki dört ay içinde kadının haklı bir sebep olmaksızın birlik dışında yaşadığının gerçekleşmesi gerekir.
Aleyhine boşanma davası açılan eş bu dava sürerken ayrı yaşamaya hak kazanır.(TMK.md.164, 197) Evvelce taraflar arasındaki boşanma davası reddedilmiş ve hüküm 17.09.2010 tarihinde kesinleşmiştir. Bu davada dayanılan ihtar ise 23.09.2010 gününde kanunda öngörülen (TMK.md.164/1) dört aylık süre dolmadan istenmiştir. Bu durumda ihtarın geçerli olması için boşanma davasının reddine ilişkin hükmün kesinleşmesinden itibaren en az dört ay geçmesi gereklidir. Olayda bu şarta uyulmadan ihtar istenmiştir. Bu bakımdan ihtar geçersiz olup, davacı-karşı davalı kocanın açtığı boşanma davasının reddi gerekirken boşanmaya karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
b-Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden davacı-karşı davalı kocanın birlik görevlerini yerine getirmediği, hamile olan eşini baba evine bıraktığı, bir daha onunla ve çocuğunun doğumuyla ilgilenmediği gibi sonrasında da eşi ve çocuğuna karşı aynı ilgisizliğini sürdürdüğü anlaşılmaktadır. Bu halde, taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davalı-karşı davacı (kadın) dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, davalı-karşı davacı kadının açtığı boşanma davasının da kabul edilerek boşanmaya (TMK.md. 166/1)karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile davasının reddi doğru bulunmamıştır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple; ziynet ve çeyiz eşyası alacağı yönünden davacı-karşı davalı (koca) yararına; yukarıda 2/a ve 2/b bentlerinde gösterilen sebeplerle kocanın kabul edilen boşanma davası ile kadının reddedilen boşanma davası yönünden, davalı-karşı davacı (kadın) yararına BOZULMASINA, 2/a ve 2/b bentlerindeki bozma sebebine göre davalı-karşı davacının (kadın) diğer temyiz itirazlarının ise şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatıranlara geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.18.09.2013 (Çrş.)
Full & Egal Universal Law Academy