MAHKEMESİ :İzmir 8. Aile Mahkemesi
TARİHİ :09.11.2012
NUMARASI :Esas no:2012/99 Karar no:2012/834
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı-karşı davalı (koca) tarafından, kadının kabul edilen boşanma davası, kusur belirlemesi, kadın yararına verilen tazminatlar, yoksulluk nafakası ve iştirak nafakası miktarı yönünden; davalı-karşı davacı (kadın) tarafından ise kocanın kabul edilen boşanma davası, reddedilen zinaya dayalı davası, tazminat ve nafaka miktarları ile vekalet ücreti yönünden temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 05.11.2013 günü duruşmalı temyiz eden davacı-karşı davalı Ali Tosunoğlu ile vekili Av. ve karşı taraf temyiz eden davalı-karşı davacı S .T.ile vekili Av. geldiler. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle birbiriyle çatışmadığı sürece hem özel hem de genel boşanma hukuki sebeplerine dayalı olarak aynı davada boşanma talebinin ileri sürülmesinin mümkün bulunmasına, bu kapsamda davalı-davacı kadının hem Türk Medeni Kanununun 161. maddesinde düzenlenen "zina" hukuki sebebine, hem de Türk Medeni Kanununun 166/1-2 maddesinde düzenlenen "evlilik birliğinin temelinden sarsılması" hukuki sebebine dayalı olarak boşanma talep ettiğinin ve Türk Medeni Kanununun 161. maddesine dayalı talebin kabul edilmesi koşullarının oluşmadığının anlaşılmasına göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre davalı-davacı kadın yararına takdir edilen yoksulluk nafakası fazladır. Mahkemece Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun miktarda nafakaya hükmedilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
3-Davalı-davacı kadın hem Türk Medeni Kanununun 161. maddesine hem de Türk Medeni Kanununun 166/1-2. maddesine dayalı olarak boşanma kararı verilmesini istemiştir. Davalı-davacı kadının birden fazla hukuki sebebe dayanmış olması, birden fazla davası bulunduğunun kabulünü gerektirmez. Tek bir karşı davanın mevcut olduğu kabul edilmelidir. Açıklanan sebeple davalı-davacı kadının karşı davası Türk Medeni Kanununun 166/1. maddesi uyarınca kabul edildiğine göre; zina hukuki sebebinin kabul edilmemesi nedeniyle davacı-davalı koca yararına ayrıca vekalet ücretine hükmedilmesi isabetsiz olmuş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple davacı-davalı koca yararına, 3. bentte gösterilen sebeple de davalı-davacı kadın yararına BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, duruşma için taktir olunan 990 TL. vekalet ücretinin A.den alınıp S.'e verilmesine ve 990 TL. vekalet ücretinin de S.den alınıp A.ye verilmesine, istek halinde temyiz peşin harcının yatıranlara geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi. 05.11.2013 (Salı)
KARŞI OY YAZISI
Yoksulluk nafakasının onanması gerektiğini düşündüğümden değerli çoğunluğun bu konudaki görüşüne katılmıyorum.
KARŞI OY YAZISI
Davalı, karşı boşanma davasına ilişkin dava dilekçesinde; hem "zina" (TMK md. 161), hem de "evlilik birliğinin temelinden sarsılması" sebebine (TMK md. 166/1) dayanarak boşanma talep etmiş; ön inceleme duruşmasında ise "zina sebebiyle evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını" bildirmiştir. Zina olgusu, birliği temelinden sarsan mutlak boşanma sebebi olduğuna göre, böyle bir durum karşısında kalan eş, dilerse bu sebeplerin ikisine, dilerse birine dayanabilir. Karşı davacı vekilinin ön inceleme duruşmasındaki beyanı, karşı boşanma davasının "zina" sebebine dayandırıldığını, boşanma sebebinin buna hasredildiğini göstermektedir. O halde, bu beyanla karşı boşanma davası münhasıran zinaya dayandırılmış sayılmalıdır. Yerel mahkeme, zinayı hak düşürücü süreye dayanarak kabul etmemiştir. Bir başka kadınla ilişkinin devam etmesi durumunda, Kanundaki hak düşürücü süreye (TMK md. 161/2) bakılmaz. Böyle bir durumda süre, eylemin sona ermesinden itibaren başlar. Karşı davacı, kocasının bir başka kadınla yedi sekiz yıldan beri birlikte yaşadığını, halen dahi bu ilişkinin devam ettiğini ileri sürdüğüne göre, toplanan delillerin bu yasal çerçevede değerlendirilerek zina sebebinin gerçekleşip gerçekleşmediği saptanarak sonucu uyarınca karar verilmesi gerekirken zinaya dayanan karşı boşanma davasının hak düşürücü süreden reddedilmesi doğru değildir. Hükmün bu sebeple bozulmasına ve bozma sebebine göre diğer yönlerin incelenmesine yer olmadığına karar verilmelidir. Açıklanan sebeple sayın çoğunluğa katılmıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy