MAHKEMESİ:Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ :Tapu İptal ve Tescil-Aile Konutu Şerhi Konulması
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava konusu gayrimenkul 3041 ada 2 parselde kayıtlıdır ve tapu kaydında niteliği arsa olarak belirtilmiştir. Mahkemece yapılan keşifte, taşınmazın ... kat, zemin kat ve iki dükkan, ev ile normal kat ve terastan oluşan dört katlı bina olduğu belirlenmiştir. Mahkemece 4 katlı binanın karı-koca (davacı ve davalı) tarafından aile konutu olarak kullanılan bölümü tespit edilerek bu bölüme isabet eden arsa payının bulunup buna göre karar verilmesi gerekirken, taşınmazın tamamının aile konutu olarak değerlendirilip taşınmaz satışının iptaline ve taşınmazın tamamı üzerine aile konutu şerhi konulmasına karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi.16.09.2013(Pzt.)
KARŞI OY YAZISI
Davacı, davalılardan eşi olan ...'ün adına kayıtlı olup, aile konutu olarak kullanılan taşınmazı diğer davalı ...'e kendisinin rızası bulunmadan sattığını ileri sürerek tapu kaydının iptali ile tekrar davalı koca adına tescilini ve taşınmaz üzerine aile konutu şerhi konulmasını talep etmiş mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalılardan...tarafından temyiz edilmiştir.
Tapu kaydında niteliği arsa olarak tescilli olan ve üzerinde dört katlı ev bulunan taşınmazın, karı-koca tarafından aile konutu olarak kullanılan bölümünün tespit edilerek bu bölüme isabet eden arsa payının bulunup, buna göre karar verilmesi gerektiğine ilişkin Dairenin bozma gerekçesi doğrultusunda mahkemenin kat irtifakı kurulmayan taşınmazla ilgili karar vermesi mümkün değildir.
Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, tarafların her biri hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür (TMK md.6). Taşınmazın satımına ilişkin işlemden önce taşınmazın tapu kütüğünde ”aile konutu “olduğuna ilişkin bir şerh bulunmamaktadır. Taşınmazı satın alan davalı iyiniyetli olduğunu savunduğuna göre; kanunun iyiniyete sonuç bağladığı durumlarda (TMK md.3) asıl olan iyiniyetin varlığıdır. Bu durumda taşınmazı satın alan davalının kazanımı iyi niyetli ise korunur (TMK md. 1023). Toplanan delillerden davacı, davalı ...'in kötü niyetli olduğunu kanıtlayamamıştır. Temyize konu hükmün bu sebeple bozulması gerektiğini düşündüğüm için sayın çoğunluğun bozma gerekçesine katılmıyorum.