MAHKEMESİ :Ünye 2. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
TARİHİ :25.05.2012
NUMARASI :Esas no:2011/251 Karar no:2012/395
Yukarıda tarihi, konusu ve tarafları gösterilen hükmün; onanmasına dair Dairemizin 11.06.2013 gün ve 23075-16182 sayılı ilamıyla ilgili karar düzeltme isteminde bulunulmakla, evrak okundu, gereği düşünüldü;
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 1.10.2011 tarihinde yürürlüğe girmiş ise de, bu Kanuna 6217 sayılı Kanunla ilave edilen geçici 3. maddenin (1.) bendinde. Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun kanun yollarına ilişkin hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı hükme bağlandığından, karar düzeltme talebinin incelenmesi gerekmiştir.
Davacı, aile konutu olan taşınmazda, davalı eşi tarafından, diğer davalı banka lehine ipotek tesis edildiğini belirterek, Türk Medeni Kanununun 194. maddesi gereğince ipoteğin kaldırılmasını ve tapu kütüğüne aile konutu şerhi konulmasını istemiştir. Davalı banka, iyiniyetli olduğunu savunmuş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Dava konusu taşınmazın aile konutu olarak özgülendiği tartışmasızdır. Davalı banka şirketi iyiniyetli olduğunu savunduğuna göre; kanunun iyiniyete sonuç bağladığı durumlarda (TMK md.3) asıl olan iyiniyetin varlığıdır. İpotek tesis tarihinde tapu kütüğünde taşınmazın "aile konutu" olduğuna ilişkin bir şerh bulunmadığına göre, lehine ipotek tesis edilen bankanın kazanımı iyiniyetli olması halinde korunur (TMK md.1023). Zira, Türk Medeni Kanununun 194/1. maddesi ile tapuya güven ilkesine bir istisna getirilmiş değildir. Kanunun iyiniyete hukuki bir sonuç bağladığı durumlarda, asıl olan iyiniyetin varlığıdır. İyiniyetin varlığı asıl olduğuna göre, lehine ipotek tesis edilen bankanın kötüniyetli olduğunu kanıtlama yükümlülüğü bunu iddia edene düşer (TMK md.6). Bu durumda tapu kütüğünde aile konutu şerhi bulunmadığı dikkate alındığında, davalı bankanın kötüniyetli olduğunu kanıtlama yükü davacıya düşer. Davacı, davalı bankanın kötüniyetli olduğunu gösteren bir delil getirememiştir. Şu hale göre, tapuya güven ilkesini esas alan Türk Medeni Kanunu'nun 1023.maddesi koşulları işlem tarafı olan Akbank A.Ş. lehine gerçekleşmiştir. Bu durumda davanın reddi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. (H.G.K.'nun 24.04.2013 tarih, 2012/2-1567 Esas, 2013/579 Karar sayılı ilamı)Ancak bu husus ilk inceleme sırasında gözden kaçtığından davalının bu yöne ilişkin karar düzeltme isteğinin kabulüyle Dairemizin 11.06.2013 tarihli onama ilamının kaldırılarak hükmün, açıklanan sebeple bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda gösterilen sebeple davalı bankanın karar düzeltme isteğinin Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 440-442. maddeleri gereğince kabulüyle Dairemizin 11.06.2013 tarih ve 2012/23075 esas ve 2013/16182 karar sayılı onama ilamın kaldırılarak hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, istek halinde karar düzeltme harcının yatırana geri verilmesine oyçokluğuyla karar verildi. 21.10.2013 (Pzt.)