MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ :Tapu İptali ve Tescil - Aile Konutu Şerhi Konulması
Yukarıda tarihi, konusu ve tarafları gösterilen hükmün; onanmasına dair Dairemizin 03.04.2013 gün ve 16869-9219 sayılı ilamıyla ilgili karar düzeltme isteminde bulunulmakla, evrak okundu, gereği düşünüldü;
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 1.10.2011 tarihinde yürürlüğe girmiş ise de, bu Kanuna 6217 sayılı Kanunla ilave edilen geçici 3. maddenin (1.) bendinde, Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun kanun yollarına ilişkin hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı hükme bağlandığından, karar düzeltme talebinin incelenmesi gerekmiştir.
Temyiz ilamında yer alan açıklamalara göre Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 440. maddesinde sayılan sebeplerden hiçbirisine uygun olmayan karar düzeltme isteğinin REDDİNE, aynı Kanunun 442/3. maddesi gereğince; bu maddede gösterilen para cezasının miktarı 5252 sayılı Kanunun 4. maddesiyle artırıldığından ve aynı yasanın 7. maddesiyle; ceza, idari para cezasına dönüştürüldüğünden, 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 17. maddesinin 7. fıkrasıyla da idari para cezaları her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yıl uygulanan miktarın, o yıl için belirlenmiş olan yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanacağı öngörülmüş olmakla, bu suretle hesaplanan 219.00 TL. idari para cezasının ve Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 50.45 TL. ilam harcının karar düzeltme talep edene yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna, oyçokluğuyla karar verildi.31.10.2013 (Prş.)
KARŞI OY YAZISI
Dava konusu edilen taşınmaz tapuda "arsa" olarak kayıtlıdır. Dosya kapsamından üzerinde bir kısmı aile konutu olarak kullanıldığı anlaşılan binanın bulunduğu anlaşılmaktadır. Ne var ki binanın başlı başına kullanmaya elverişli bağımsız bölümleriyle ilgili kat irtifakı ve kat mülkiyeti kurulmamıştır. Bu bakımdan bu bağımsız bölümlerden "aile konutu "olarak kullanılan kısmın, taşınmazın tamamından ayrı ve bağımsız olarak satışı hukuken mümkün olmadığına göre, satışın bu kısma münhasır olarak iptali de hukuken mümkün değildir. Bu itibarla kararın infaz kabiliyeti yoktur. Hakim, infaza elverişli hüküm oluşturmak zorundadır. Bu sebeple karar düzeltme talebinin kabulü ile hükmün bozulması gerektiğini düşündüğüm için sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy