MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ :Aile Konu Şerhi Konulması-İpoteğin Kaldırılması
Yukarıda tarihi, konusu ve tarafları gösterilen hükmün; onanmasına dair Dairemizin 10.5.2013 gün ve 20930-13205 sayılı ilamıyla ilgili karar düzeltme isteminde bulunulmakla, evrak okundu, gereği düşünüldü;
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 1.10.2011 tarihinde yürürlüğe girmiş ise de, bu Kanuna 6217 sayılı Kanunla ilave edilen geçici 3. maddenin (1.) bendinde, Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun kanun yollarına ilişkin hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı hükme bağlandığından, karar düzeltme talebinin incelenmesi gerekmiştir.
Temyiz ilamında yer alan açıklamalara göre Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 440. maddesinde sayılan sebeplerden hiçbirisine uygun olmayan karar düzeltme isteğinin REDDİNE, aynı Kanunun 442/3. maddesi gereğince; bu maddede gösterilen para cezasının miktarı 5252 sayılı Kanunun 4. maddesiyle artırıldığından ve aynı yasanın 7. maddesiyle; ceza, idari para cezasına dönüştürüldüğünden, 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 17. maddesinin 7. fıkrasıyla da idari para cezaları her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yıl uygulanan miktarın, o yıl için belirlenmiş olan yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanacağı öngörülmüş olmakla, bu suretle hesaplanan 219.00'ar TL. idari para cezasının ve Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 50.45 TL. ilam harcının karar düzeltme talep edenlere yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna, oyçokluğuyla karar verildi. 12.11.2013 (Salı)
KARŞI OY YAZISI
İpotek 12.6.2008 tarihinde tesis edilmiş, bu işleme, diğer eşin rızasının bulunduğuna dair bulunduğuna dair 13.6.2008 tarihli muvafakatname sunulmuştur. Bu belgedeki imzanın rızası gereken eşe ait olmadığı dava sırasında adli tıp raporuyla belirlenmiştir. Muvafakat belgesindeki imzanın, ilgilisine ait olup olmadığını, lehine ipotek tesis edilen bankanın araştırma yükümlülüğü bulunmamaktadır. Banka, sadece rızayı arama konusunda özen yükümlülüğü altındadır. Belgenin banka yetkilisinin el ve işbirliğiyle düzenlendiğine ilişkin bir delil yoktur. Bu durumda yapılan sahtecilikten, bakanın sorumlu tutulması doğru olmaz. İpotek tesisine ilişkin işlemden önce tapu sicilinde, üçüncü kişilerin iyiniyetini bertaraf edecek konutla ilgili bir şerh bulunmadığı da dikkate alındığında, lehine ipotek tesis edilen banka iyiniyetli sayılmalı ve Türk Medeni Kanununun 1023'ncü maddesi gereğince bankanın kazanımı korunmalıdır. Bu sebeple isteğin reddi gerekirken, ipoteğin kaldırılmasına karar verilmesi doğru değildir. Davalı bankanın bunu amaçlayan karar düzeltme talebinin kabulü ile, onama kararının kaldırılmasına, yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesi gerekir. Bu sebeple sayın çoğunluğun onama kararına katılmıyorum.
Bankanın kötüniyetli olduğu, diğer eşin rızasını işlem sırasında resmi memur huzurunda aramamakla özensiz davrandığı kabul olunsa bile; tapu sicilinde "tarla" vasfıyla kayıtlı olan taşınmaz üzerindeki binanın, başlı başına kullanmaya elverişli bağımsız bölümleri üzerinde kat mülkiyeti veya kat irtifakı kurulmadığına göre, "aile konutu" olarak kullanılan ikinci katı üzerinde hak sahibinin, taşınmazın tamamından bağımsız olarak tasarrufta bulunması hukuken mümkün olmadığına göre, ipoteğin, "aile konutu" olarak kullanılan bağımsız bölüm üzerinden kaldırılması olanağı yoktur. Bu bakımdan mahkemece verilen karar bu açıdan da infaz edilemez niteliktedir. Bu hususun gözetilmemiş olması da doğru değildir. Bu sebeplerle sayın çoğunluğun karar düzeltme talebinin reddine ilişkin görüşüne katılma olanağı yoktur.
Full & Egal Universal Law Academy