MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ :Terekeye Mümessil Tayini
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, tereke temsilcisinin şahsı yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Miras ortaklığı temsilcisi (TMK.md.640) özel kayyım niteliğindedir. Türk Medeni Kanununun 431. maddesi uyarınca vasi tayininde usul kayyım (mümessil) için de uygulanır. Türk Medeni Kanununun 422. maddesi gereğince vasinin sıfatına karşı yapılan itirazları veya vasinin ileri sürdüğü kaçınma sebeplerini (özürleri) inceleme görevi ile ilgili yasal hükümlerin mümessile yapılan itirazın yada kaçınma sebeplerinin incelenmesinde de gözetilmesi zorunludur . Vesayet makamının itirazı ret etmesi halinde itirazı denetim makamının incelemesi gerekir. Türk Medeni Kanununun 397. maddesinde belirtilen denetim makamı görevi; Asliye Hukuk Mahkemesine aittir. (5133 S.K. md.2-3, TMK. Md.397/2) Öyle ise miras ortaklığı temsilcisinin (TMK.md.640/3) şahsına yönelik itiraza ilişkin dilekçenin görev yönünden reddiyle yukarıda açıklanan kurallar çerçevesinde değerlendirilip gereği yapılmak üzere dosyanın mahalline geri çevrilmesine karar vermek gerekli olmuştur.
SONUÇ: Açıklanan sebeple dilekçenin görev yönünden reddi ile dosyanın yukarıda açıklanan doğrultuda gereği yapılmak üzere mahal mahkemesine İADESİNE oyçokluğuyla karar verildi. 30.10.2013 (Çar.)
KARŞI OY YAZISI
Davacı Hazine, sağ olup olmadığı bilinmeyen, bir kimsenin terekesine temsilci atanmasını istemektedir. Bu açıklamaya göre istek, miras ortaklığına temsilci atanması niteliğinde değil, sağ olup olmadığı bilinmeyen bir kimsenin malvarlığına kayyım atanması niteliğindedir. O halde delillerin 3561 sayılı Yasa çerçevesinde incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekir. Bu husus nazara alınmadan hatalı vasıflandırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir. Hüküm bu sebeple bozulmalıdır. Bu bakımdan sayın çoğunluk kararına katılmıyorum.