MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ :Boşanma
Yukarıda tarihi, konusu ve tarafları gösterilen hükmün; onanmasına dair Dairemizin 05.07.2013 gün ve 18569-19029 sayılı ilamıyla ilgili karar düzeltme isteminde bulunulmakla, evrak okundu, gereği düşünüldü;
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 1.10.2011 tarihinde yürürlüğe girmiş ise de, bu Kanuna 6217 sayılı Kanunla ilave edilen geçici 3. maddenin (1.) bendinde, Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun kanun yollarına ilişkin hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı hükme bağlandığından, karar düzeltme talebinin incelenmesi gerekmiştir.
Temyiz ilamında yer alan açıklamalara göre Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 440. maddesinde sayılan sebeplerden hiçbirisine uygun olmayan karar düzeltme isteğinin REDDİNE, aynı Kanunun 442/3. maddesi gereğince; bu maddede gösterilen para cezasının miktarı 5252 sayılı Kanunun 4. maddesiyle artırıldığından ve aynı yasanın 7. maddesiyle; ceza, idari para cezasına dönüştürüldüğünden, 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 17. maddesinin 7. fıkrasıyla da idari para cezaları her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yıl uygulanan miktarın, o yıl için belirlenmiş olan yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanacağı öngörülmüş olmakla, bu suretle hesaplanan 219.00 TL. idari para cezasının ve Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 50.45 TL. ilam harcının karar düzeltme talep edene yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna, oyçokluğuyla karar verildi.11.11.2013(Pzt.)
KARŞI OY YAZISI
Davalı eş, davacının başkası ile nişanlandığına ilişkin delillerini "TEMYİZ AŞAMASINDA" Yargıtay'a bildirmiş ise de bu delillerin dikkate alınmaması konusunda değerli çoğunluk ile aramızda görüş birliği vardır.
Ne var ki, davalı eşin bu yöne ilişkin temyizine cevap verilmemiştir. Davalının açık temyizine cevap verilerek "Boşanma davalarında temyiz aşamasında delil sunulamayacağı" gerekçesinin de ilama eklenmesi gerekir.
KARŞI OY YAZISI
Dava, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yürürlükte olduğu dönemde açılmıştır. Dairemizin 1086 sayılı Yasanın yürürlüğü döneminde Türk Medeni Kanununun 166/1-2. maddesine dayalı olarak açılan boşanma davalarında , dava temeli (vakıa) hayat olayları olmayıp "evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olması"dır. Yani hukuki sebep aynı zamanda dava temeli olarak kabul edilmiştir. Evlilik sonucu eşlere düşen yükümlülüklerden "sadakat yükümlülüğü" boşanma kararı kesinleşinceye kadar devam eder. Boşanma kararı kesinleşmeden davacı kadının nişanlandığı iddia edildiği ve bu iddia internet facebook çıktısı ve mesajlarıyla davalı tarafından temyiz incelemesinden önce belgelendirildiğine göre; bu hususun gerçek olup olmadığının üzerinde durularak, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 31. maddesi çerçevesinde bu konuda taraflardan açıklama istenmesi ve bu sorunun ön sorun gibi incelenmesi (HMK md. 163 vd.); gerçekleşecek sonucu uyarınca özellikle kusur dağılım ve derecesi belirlendikten sonra tarafların kusura bağlı parasal taleplerinin hükme bağlanması amacıyla hükmün bozulması gerektiğini düşünüyorum.