MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ :İpoteğin Kaldırılması
Yukarıda tarihi, konusu ve tarafları gösterilen hükmün; bozulmasına dair Dairemizin 17.06.2013 gün ve 25600-16868 sayılı ilamıyla ilgili karar düzeltme isteminde bulunulmakla, evrak okundu, gereği düşünüldü;
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 1.10.2011 tarihinde yürürlüğe girmiş ise de, bu Kanuna 6217 sayılı Kanunla ilave edilen geçici 3. maddenin (1.) bendinde, Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun kanun yollarına ilişkin hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı hükme bağlandığından, karar düzeltme talebinin incelenmesi gerekmiştir.
Temyiz ilamında yer alan açıklamalara göre Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 440. maddesinde sayılan sebeplerden hiçbirisine uygun olmayan karar düzeltme isteğinin REDDİNE, aynı Kanunun 442/3. maddesi gereğince; bu maddede gösterilen para cezasının miktarı 5252 sayılı Kanunun 4. maddesiyle artırıldığından ve aynı yasanın 7. maddesiyle; ceza, idari para cezasına dönüştürüldüğünden, 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 17. maddesinin 7. fıkrasıyla da idari para cezaları her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yıl uygulanan miktarın, o yıl için belirlenmiş olan yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanacağı öngörülmüş olmakla, bu suretle hesaplanan 219.00 TL. idari para cezasının ve Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 50.45 TL. ilam harcının karar düzeltme talep edene yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna, oyçokluğuyla karar verildi.25.11.2013 (Pzt.)
KARŞI OY YAZISI
Davacı ... ve davalı ...’ın evliliği devam ederken, davalı eş (ipotek veren) diğer davalı banka (ipotek alan) yararına aile konutunu ipotek ettirmiş; davacı Türk Medeni Kanununun 194. madde uyarınca aile konutu nedeniyle ipoteğin kaldırılmasını talep etmiştir. Aile konutuna tapu kaydıyla malik olan eşin, aile konutuyla ilgili tasarruf işleminde, diğer eşin açık rızası alınmamış ise; yapılan bu tasarruf işlemi “tasarruf yetkisi eksikliği” nedeniyle “askıda hükümsüzlük” yaptırımına tabi olup; kural olarak hükümsüzdür. Rızası alınmayan eş; menfaati devam ettiği sürece, bu tasarruf işleminin iptalini talep edebilir. Davacının açtığı iptal davası devam ederken, davalı koca ölmüş; evlilik sona ermiştir. Böylece Türk Medeni Kanununun 599. madde uyarınca davacı koca ölümle birlikte eşine mirasçı olması sebebiyle aile konutunda yasal miras payı oranında ayni hakka sahip olmuştur. Boşanma veya evliliğin iptali durumunda; eş mirasçı sıfatını yitirdiğinden; artık aile konutu üzerinde ayni hak talebi ileri süremez ve bu sebeple de açtığı iptal davasındaki ayni hakka dayalı menfaati sona ererse de; eşin ölümü halinde davadaki menfaati devam eder. Davada ayni hakka dayalı menfaati devam eden davacının da, davasının konusuz kalması söz konusu değildir. O halde, davacı ...’ın yasal miras payına münhasır olarak, ipoteğin kaldırılmasını talep etmekte menfaati devam etmektedir. Açıklanan nedenlerle, davacının ipotek işleminde açık rızasının alınmadığı, davalı bankanın askıda hükümsüz nitelikteki işlemde iyiniyetli olduğu savunmasına değer verilemeyeceği ve davacının da Türk Medeni Kanununun 2/2. maddesi uyarınca “hakkın kötüye kullanılması” davranışı içinde olmadığı anlaşıldığından; karar düzeltme isteğinin kabulüyle hükmün davacının yasal miras payı ile sınırlı olarak ipoteğin kaldırılmasına karar verilmek üzere bozulması gerektiğini düşünüyorum.
Full & Egal Universal Law Academy