MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ :Boşanma
Yukarıda tarihi, konusu ve tarafları gösterilen hükmün; onanmasına dair Dairemizin 28.06.2013 gün ve 17414 - 18303 sayılı ilamıyla ilgili karar düzeltme isteminde bulunulmakla, evrak okundu, gereği düşünüldü;
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 1.10.2011 tarihinde yürürlüğe girmiş ise de, bu Kanuna 6217 sayılı Kanunla ilave edilen geçici 3. maddenin (1.) bendinde, Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun kanun yollarına ilişkin hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı hükme bağlandığından, karar düzeltme talebinin incelenmesi gerekmiştir.
Temyiz ilamında yer alan açıklamalara göre Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 440. maddesinde sayılan sebeplerden hiçbirisine uygun olmayan karar düzeltme isteğinin REDDİNE, aynı Kanunun 442/3. maddesi gereğince; bu maddede gösterilen para cezasının miktarı 5252 sayılı Kanunun 4. maddesiyle artırıldığından ve aynı yasanın 7. maddesiyle; ceza, idari para cezasına dönüştürüldüğünden, 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 17. maddesinin 7. fıkrasıyla da idari para cezaları her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yıl uygulanan miktarın, o yıl için belirlenmiş olan yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanacağı öngörülmüş olmakla, bu suretle hesaplanan 219.00 TL. idari para cezasının ve Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 50.45 TL. ilam harcının karar düzeltme talep edene yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna, oyçokluğuyla karar verildi. 28.11.2013 (Per.)
KARŞI OY YAZISI
Eşine sürekli fiziksel şiddet uygulayan, bıçakla kovalayan ve tehdit ile hakaretten cezalandırılan erkek eş eşit kusurludur.
KARŞI OY YAZISI
Mahkemece, boşanmaya sebep olan olaylarda, davacı kadının davalı kocasına göre daha fazla kusurlu olduğu kabul edilerek boşanmaya karar verilmiş kusuruna bağlı olarak kadının tazminat (TMK. md. 174/1-2) ve yoksulluk nafakası ( TMK. md. 175) taleplerinin reddine karar verilmiştir. Ne var ki; mahkemenin de sabit kabul ettiği gibi; davacı kadının mali ve sadakat yükümlülüğüyle ilgili konularda güven sarsıcı davranışılar içine girdiği; buna karşılık davalı kocanın da eşine fiziksel şiddet uygulayıp, ceza mahkumiyetine de konu olacak şekilde eşine tehdit ve hakarette bulunduğu anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu olaylara göre; davacının daha fazla kusurlu olarak belirlenmesi isabetli olmayıp; tarafların eşit kusurlu olduklarının kabulü gerekir. Bu bakımdan; eşit kusur halinde davacı kadın yoksulluk nafakası talep edebileceğinden; mahkemenin kadının bu talebini kusur durumunu gerekçe göstererek reddi de isabetsiz olmuştur. Açıkladığım nedenlerle; hükmün kusur belirlemesi ve buna bağlı olarak davacının yoksulluk nafakası talebinin reddiyle ilgili bölümleri yönünden karar düzeltme isteğinin kabul edilerek, bu bölümlerle sınırlı olarak bozulması gerektiğini düşünüyorum.