MAHKEMESİ :Oltu Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
TARİHİ :27.06.2012
NUMARASI :Esas No:2010/85 Karar No:2012/111
Yukarıda tarihi, konusu ve tarafları gösterilen hükmün; kısmen bozulmasına, kısmen onanmasına dair Dairemizin 05.06.2013 gün ve 10932-15741 sayılı ilamıyla ilgili karar düzeltme isteminde bulunulmakla, evrak okundu, gereği düşünüldü;
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 1.10.2011 tarihinde yürürlüğe girmiş ise de, bu Kanuna 6217 sayılı Kanunla ilave edilen geçici 3. maddenin (1.) bendinde, Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun kanun yollarına ilişkin hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı hükme bağlandığından, karar düzeltme talebinin incelenmesi gerekmiştir.
1-Temyiz ilamında yer alan açıklamalara göre Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 440. maddesinde sayılan sebeplerden hiçbirisine uygun olmayan davacı-davalı kadının ziynet ve eşya alacağı davasına yönelik karar düzeltme isteğinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacı kadın tarafından Türk Medeni Kanununun 166/1. maddesindeki şiddetli geçimsizlik sebebine dayalı boşanma davası ile ziynet ve eşya alacağı davası ile davalı-davacı kocanın Türk Medeni Kanununun 164.maddesinde düzenlenen terk hukuki sebebine dayalı boşanma davasının birleştirilerek görülmesi neticesinde; davacı- davalı kadının boşanma davasının kabulü, davalı-davacı kocanın boşanma davasının reddi ile tarafların boşanmalarına, davacı-davalı kadın yararına yoksulluk nafakası, tarafların müşterek çocukları lehine iştirak nafakası, manevi tazminata ve ziynet ve eşya alacağı davasının kabulüne, davacı-davalı kadının maddi tazminat isteğinin reddine karar verilmiştir.
Yerel mahkeme hükmü taraflarca yapılan temyiz itirazı neticesinde; davacı-davalı kadının usulüne uygun ihtar tebliğine rağmen ortak konuta ve aile birliğine haklı bir sebep bulunmaksızın dönmediğinin ve Türk Medeni Kanununun 164. maddesinde yer alan boşanma sebebinin gerçekleştiği, kocanın boşanma davasının kabulü gerektiği ancak kadının davasının kabulü ile boşanmanın gerçekleştiği ve boşanma hükmünün temyizin kapsamı dışında bırakılarak kesinleştiği bu durumda kocanın boşanma davasının esası hakkında bozma yapılamayacağı ancak davanın konusuz kalması sebebi ile esas hakkında karar verilmesine yer olmasa bile yargılama giderleri ve vekalet ücreti konusunda karar verilmesi gerektiği ve boşanmaya neden olaylarda davacı- davalı kadının kusurlu olduğu bu nedenle lehine yoksulluk nafakası ve manevi tazminata hükmedilemeyeceği, yine ziynet ve eşya alacağı ile ilgili nispi peşin harç noksanlığı tamamlanmadan işin esasına girilmesinin doğru bulunmaması nedeni ile hüküm bozulmuş, davalı- davacı kocanın kadın ve çocuk yararına takdir edilen tedbir nafakaları, velayet ve çocuk için takdir edilen iştirak nafakası ile davacı-davalı kadının maddi tazminat isteğini reddi, tedbir ve iştirak nafakasının miktarına yönelik temyiz itirazları yersiz bulunarak bu yönleri ilişkin hüküm onanmıştır. Bozma kararına karşı davacı- davalı kadın tarafından karar düzeltme isteminde bulunulmuştur. Dosyanın incelenmesi sonucunda; Davacı-davalı kadının bağımsız konut olmaması nedeni ile müşterek evi terk etmesinden sonra davalı- davacı kocanın yeni bir ev kiralayarak eşini bu eve davet ettiği, davacı-davalı kadının yargılama aşamasında da davet edilen evin eşlerin birlikte seçtikleri veya hakim tarafından belirlenen bir konut olmadığı hususunu ileri sürdüğü, ihtara uyması için davacı-davalı kadına gönderilen yol masrafının davacı-davalı kadınla aynı ismi taşıyan bir başka şahısa ödendiği anlaşılmaktadır.
Davacı-davalı kadın; tarafların birlikte (TMK.md. 186) veya Türk Medeni Kanununun 188.maddesindeki şartların oluşması sebebiyle eşlerden biri tarafından seçilen ya da hakim tarafından belirlenen (TMK.md. 195) bağımsız bir eve davet edilmediğinden ihtara uymamakta haklıdır. Bu halde davalı- davacı kocanın terk hukuki nedenine dayalı davasının reddi doğrudur. Toplanan delillerden davalı- davacı kocanın eşini aile bireyleri ile birlikte yaşamaya zorladığı, eşi ile ilgilenmediği, eşi ve annesi arasındaki anlaşmazlık nedeni ile eşine" bir daha annemle tartışma olursa, bana söylemeden valizini, çantanı al, çık" dediği ve boşanmaya neden olan olaylarda tamamen kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. Ne var ki bu husus temyiz incelemesi sırasında gözden kaçırıldığından davacı- davalı kadının karar düzeltme isteminin kısmen kabulüyle dairemizin 05.6.2013 tarih ve 2013/10932 esas 2013/15598 karar sayılı ilamının 1 ve 2 /a ve 2/b bendinin kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir.
3- Davacı-davalı kadının karar düzetme isteğinin kısmen kabulü nedeni ile tarafların temyizine hasren yeniden yapılan incelemeye gelince;
a-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı-davacı kocanın kendi davasının reddi, kusur belirlemesi, kadın ve çocuk yararına hükmedilen nafakalar, velayet ve manevi tazminata ilişkin temyiz itirazları ile davacı-davalı kadının nafaka miktarlarına ilişkin temyiz itirazları yersizdir.
b-Yukarıda 2. bentte açıklandığı üzere; boşanmaya neden olan olaylarda davalı-davacı koca tamamen kusurludur.
Türk Medeni Kanununun 174/1. maddesi mevcut veya beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz ya da daha az kusurlu tarafın, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebileceğini, 186. maddesi, eşlerin evi birlikte seçeceklerini, birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve mal varlıkları ile katılacaklarını öngörmüştür. Toplanan delillerden boşanmaya sebep olan olaylarda maddi tazminat isteyen eşin diğerinden daha ziyade ve eşit kusurlu olmadığı anlaşılmaktadır. Boşanma sonucu bu eş, en azından diğerinin maddi desteğini yitirmiştir. O halde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile kusurları ve hakkaniyet ilkesi (TMK.md,4 TBK.md.50 ve 52 ) dikkate alınarak kadın yararına uygun miktarda maddi tazminat verilmelidir. Bu yönün dikkate alınmaması doğru görülmemiştir.
c-Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumlarına, paranın alım gücüne, kişilik haklarına, özellikle aile bütünlüğüne yapılan saldırının ağırlığına, manevi tazminat isteyenin boşanmaya yol açan olaylarda ağır ya da eşit kusurlu olmadığı anlaşılmasına nazaran kadın yararına hükmolunan manevi tazminat azdır. Türk Medeni Kanununun 4.maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile, Türk Borçlar Kanununun 52. ve 58. maddeleri nazara alınarak daha uygun miktarda manevi tazminat (TMK.md.174/2) takdiri gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Hukuk Usulü Muhakemeleri kanununun 440/1-4. maddesi uyarınca, davacı-davalı kadının karar düzeltme isteğinin kısmen kabulüyle, Dairemizin 05.6.2013 tarih ve 2013/10932 esas 2013/15741 karar sayılı ilamının 1 ve 2/a ve 2/b bendinin kaldırılmasına, yerel mahkeme hükmünün yukarıda 3/b ve c bendinde açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, temyiz olunan hükmün yukarıda 3-a bendinde gösterilen bölümlerinin ONANMASINA, davacı-davalı kadının ziynet ve eşya alacağına yönelik karar düzeltme istemlerinin ise yukarıda 1. bentte açıklanan sebeple REDDİNE, istek halinde karar düzeltme harcının yatırana geri verilmesine, oybirliğiyle karar verildi.25.11.2013(Pzt.)