MAHKEMESİ :İstanbul 9. Aile Mahkemesi
TARİHİ :01.10.2013
NUMARASI :Esas no:2012/552
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, 01.10.2013 tarihli ara kararı ile 10.09.2013 tarihli ara karar yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle, Türk Medeni Kanununun 169. maddesi çerçevesinde alınan tedbir kararları veya bu nitelikteki tedbir kararlarına itiraz üzerine verilen kararların ancak esas hükümle birlikte temyizi kabil olması nedeniyle davacı kadının tedbir nafakalarına yönelik temyiz itirazları yersizdir.
2-Davacının Hukuk Muhakemeleri Kanununun 389. maddesi gereğince verilen ihtiyati tedbir niteliğindeki ara kararların değiştirilmesine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Davacı kadın yukarıda esas nosu belirtilen dava dosyasında boşanma ve fer'ilerine yönelik istemler yanında 500000 TL tutarında mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklı alacak isteminde bulunmuş buna ilişkin harcını da yatırmıştır. Davacı kadın dava dilekçesiyle davalının mallarını tasfiye etmek saikiyle bir takım eylemlerde bulunduğunu belirterek mal rejiminden kaynaklı alacağının teminat altına altına alınması amacıyla davalı eş adına kayıtlı bir takım taşınmazlara, araçlara ve davalı adına kayıtlı olduğunu belirttiği şirket hisselerine yönelik olarak ihtiyati tedbir isteminde bulunmuştur. Yerel mahkemece yapılan yargılama neticesinde 6.7.2012 tarihli ara kararla Türk Medeni Kanununun 169. maddesi doğrultusunda davacının talebi kısmen kubul edilip davalı adına kayıtlı bir takım taşınmazlar ve araçlara üçüncü şahıslara devir ve temliki önler mahiyette teminatsız olarak ve evrak üzerinden ihtiyati tedbir konulmuştur. İhtiyati tedbir kararına davalı vekilince yapılan itiraz üzerine mahkemece keşif yapılıp bilirkişi raporu alınmış ve 19.7.2013 tarihli ara kararla davalı adına kayıtlı araçlar ile davacının alacak istemini teminat altına almaya yeter düzeyde görülen 2 adet taşınmaz dışında kalan taşınmazlar üzerine konan ihtiyati tedbirlerin kaldırılmasına karar verilmiştir. Mahkemece verilen 19.7.2013 tarihle ara karara her iki tarafça yapılan itiraz üzerine yapılan değerlendirme neticesinde 10.9.2013 tarihli kararla her iki itirazın reddine karar verilmiştir. Taraflarca yapılan itirazın reddine yönelik 10.9.2013 tarihli karara karşı her iki tarafça temyiz isteminde bulunulması üzerine mahkemece verilen 1.10.2013 tarihli kararla, tedbir kararlarının Türk Medeni Kanununun 169. maddesi kapsamında verilip daha sonrasında aynı yasa uyarınca değiştirildiği belirtilerek tarafların temyiz taleplerinin reddine karar verilmiş, verilen bu karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.Olayları açıklamak taraflara hukuki nitelendirme hakime aittir.(HMK md.33) Mahkemece, tüm tedbir kararlarının Türk Medeni Kanununun 169. maddesi kapsamında verildiği ve bu kapsamda değiştirildiği kabul edilmişse de boşanma davası nedeniyle ara kararla verilen nafakalar dışında kalan ve mal rejiminden kaynaklı alacağın teminat altında alınmasını amaçlayan tedbir kararlarının bu madde kapsamında değerlendirilmesi doğru değildir. Mahkemenin kabulünün aksine davacı kadının mal rejiminden kaynaklı alacağını teminat altına almayı amaçlayan, davalı adına kayıtlı araçlar ve taşınmazlara konan ve sonrasında değiştirilen ihtiyati tedbir kararlarının Hukuk Muhakemeleri Kanununun 389. ve devamındaki maddeler kapsamında değerlendirilmesi zorunludur. Bu kapsamda alınan ve sonrasında değiştirilen ihtiyati tedbir niteliğindeki kararların tek başına temyizi mümkündür (HMK . Md 394-395). Gerçekleşen bu durum karşısında davacı vekilinin davalı adına kayıtlı araçlar ve bir kısım taşınmazlara yönelik ara kararla konulan ihtiyati tedbir kararının sonrasında değiştirilmesine dair karara yönelik temyiz itirazının mahkemece yazılı gerekçeyle reddi isabetsiz olduğundan bu yöne ilişkin temyiz başvurusunun kabulüyle yerel mahkemece verilen 01.10.2013 tarihli temyiz talebinin reddine yönelik ara kararın bu kısmının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
3-Davacının temyizine hasren yapılan incelemeye gelince;
Yukarıda açıklandığı üzere mahkemece davalı adına kayıtlı araçlar ve taşınmazlara davacının mal rejiminden kaynaklı davasında alacağını teminat altına almak için tedbir konulmuş davalının itirazı çerçevesinde daha önce verilen ihtiyati tedbir kararı değiştirilmiştir. Ancak mahkemece yapılan yargılama esnasında mal rejiminden kaynaklı dava bahsi geçen kararlar öncesinde 22.2.2013 tarihli ara kararla boşanma davasından tefrik edilip aynı mahkemenin 2013/130 esasına kaydedilmiştir. Gerçekleşen bu durum karşısında bu davanın konusu olmaktan çıkan ihtiyati tedbire konu araçlar ve taşınmazlar yönünden ayırma kararı sonrasında, boşanma dosyası üzerinden yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 2. bentte açıklanan sebeplerle davacının davalı adına kayıtlı araçlar ve taşınmazlar yönünden verilen ihtiyati tedbir kararlarının değiştirilmesine dair temyiz isteminin kabulüyle yerel mahkemenin 1.10.2013 tarihli ara kararının bu isteklere ilişkin temyiz talebinin reddine dair bölümünün kaldırılmasına, temyiz olunan hükmün yukarıda 3. bentte açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, davacının diğer temyiz itirazlarının ise yukarıda 1. bentte açıklanan sebeplerle REDDİNE, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, oyçokluğuyla karar verildi.09.12.2013(Pzt.)
KARŞI OY YAZISI
6100 sayılı HMK.nun 391/3. maddesinde ihtiyati tedbir talebinin reddi halinde kanun yoluna başvurulabileceği, 394/5. maddesinde de ihtiyati tedbirle ilgili yerel mahkemece itiraz üzerine tesis edilen karara karşı da kanun yoluna başvurulabileceği öngörülmüş, aynı yasanın “İstinaf yoluna başvurulabilen kararlar” başlıklı 341. maddesinin birinci fıkrasında da, ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü halinde itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulacağı hükme bağlanmıştır.
Ayrıca, 361. maddesinde temyiz edilebilen kararlar, 362. madedesinde ise temyiz edilemeyen kararlar tek tek sayılmıştır. 361. maddede, ihtiyati tedbire ilişkin verilen kararların temyize konu edileceğine dair bir düzenlemeye yer verilmezken 362. maddenin birinci fıkrasının ( f ) bendinde geçici hukuki korumalar hakkında verilen kararların açıkça temyiz edilemeyeceği hüküm altına alınmıştır. Hemen belirtilmelidir ki, kanun yolundan maksadın istinaf, ihtiyati tedbir kararının da geçici hukuki koruma niteliğinde olduğu tartışmasızdır.
Öte yandan, 6217 sayılı Kanunla 6100 sayılı Yasaya eklenen Geçici 3. maddenin birinci fıkrasındaki; “Bölge adliye mahkemelerinin, 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazete'de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.” şeklindeki düzenlemeyle bölge adliye mahkemeleri kuruluncaya kadar 1086 sayılı Yasanın temyize ilişkin hükümlerinin uygulanmasına devam edileceği öngörülmektedir.
Bu durumda, temyiz incelemesinin yönteminin belirlenmesinde olduğu gibi temyize tabi kararların kapsamının belirlenmesinde de anılan kanun hükümlerinin gözetilmesi gerektiği açıktır. 1086 sayılı Yasanın temyize ilişkin hükümlerinin yer aldığı 427 ilâ 454. maddesi hükümleri gözetildiğinde; "ihtiyati tedbir kararlarına karşı yapılan itirazların reddine” ilişkin kararların temyize tabi olduğuna ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır.
Yukarıda açıkladığım nedenlerle ihtiyati tedbir kararlarının temyizinin mümkün bulunmadığı düşüncesindeyim. Bu sebeplerle değerli çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.
KARŞI OY YAZISI
Tarafların yokluğunda verilen tedbir kararına davalının itirazı üzerine verilen karara karşı tarafların itirazı üzerine verilen karar temyiz edilmiştir. Tedbir kararına itiraz edilebilir ve itiraz üzerine verilen karar temyiz edilebilir. İtiraz üzerine verilen karara karşı yapılan itiraz üzerine verilen karara itiraz üzerine verilen karara karşı temyiz yoluna başvurulamaz.
Full & Egal Universal Law Academy