MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ :Tasarruf Yetkisinin Sınırlanması
Yukarıda tarihi, konusu ve tarafları gösterilen hükmün; onanmasına dair Dairemizin 12.12.2012 gün ve 19281-30019 sayılı ilamıyla ilgili karar düzeltme isteminde bulunulmakla, evrak okundu, gereği düşünüldü;
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 1.10.2011 tarihinde yürürlüğe girmiş ise de, bu Kanuna 6217 sayılı Kanunla ilave edilen geçici 3. maddenin (1.) bendinde, Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun kanun yollarına ilişkin hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı hükme bağlandığından, karar düzeltme talebinin incelenmesi gerekmiştir.
Temyiz ilamında yer alan açıklamalara göre Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 440. maddesinde sayılan sebeplerden hiçbirisine uygun olmayan karar düzeltme isteğinin REDDİNE, aynı Kanunun 442/3. maddesi gereğince; bu maddede gösterilen para cezasının miktarı 5252 sayılı Kanunun 4. maddesiyle artırıldığından ve aynı yasanın 7. maddesiyle; ceza, idari para cezasına dönüştürüldüğünden, 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 17. maddesinin 7. fıkrasıyla da idari para cezaları her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yıl uygulanan miktarın, o yıl için belirlenmiş olan yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanacağı öngörülmüş olmakla, bu suretle hesaplanan 219.00 TL. idari para cezasının ve Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 50.45 TL. ilam harcının karar düzeltme talep edene yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna, oyçokluğuyla karar verildi. 27.03.2013 (Çrş.)
KARŞI OY YAZISI
Dava, davalı eşin tasarruf yetkisinin sınırlandırılması isteğine (TMK. m. 199) ilişkin olup, 30.09.2009 tarihinde açılmıştır. Mahkemece; “taraflar arasında 26.08.2009 tarihinde mal ayrılığı sözleşmesinin düzenlendiği, bu rejimin geçerli olduğu” gerekçesiyle istek reddedilmiştir. Taraflar, 18.08.2004 tarihinde evlenmişler, 26.08.2009 tarihinde mal ayrılığına geçmişlerdir. Bu tarihten önce aralarında yasal rejim olan “edinilmiş mallara katılma” geçerlidir (TMK md. 202). Davalının, bankalardaki mevduat hesaplarını davadan
önce 12.02.2009, 06.08.2009 ve 08.06.2009 tarihlerinde kapattığı, taşınmaz mallarından ikisini de, dava tarihinden sonra 10.11.2009 ve 25.11.2009 tarihlerinde üçüncü kişilere devretmek suretiyle elden çıkardığı, Fransa'da davacıya karşı boşanma davası açtığı anlaşılmaktadır. Ailenin ekonomik varlığı davalının tasarruflarıyla tehlikeye girmiştir. Nitekim mahkemece de, yargılama sırasında bu durum dikkate alınarak 21.9.2010 ve 10.12.2010 tarihli oturumlarda verilen ara kararlarıyla, davalının ...'teki, ... ve ... köylerindeki taşınmazlarının tapu kayıtlarına “davacının rızası dışında tasarruf işlemlerine konu edilmemesi için” tedbir konulduğu görülmektedir. Başka bir ifade ile mahkeme, daha dava sırasında, davalının ailenin ekonomik varlığını tehlikeye soktuğunu tespit etmiş ve nihai kararı beklemeden önlem almıştır. Türk Medeni Kanununun 199. maddesi koşulları gerçekleşmiştir. Hal böyleyken davanın kabulü yerine reddi doğru olmamıştır. Bu bakımdan sayın çoğunluğun, hükmü bozmak yerine “tasarruf yetkisinin kısıtlanması gerektiğinin kanıtlanamadığını” benimseyerek yerel mahkeme kararını onaması isabetli olmamıştır. Açıklanan sebeple davacının karar düzeltme isteği haklı ve yerinde olup, kabulü ile onama kararının kaldırılmasına, yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy