MAHKEMESİ :Dörtyol Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
TARİHİ :15.11.2012
NUMARASI :Esas no:2011/139 Karar no:2012/614
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davalı tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle mahkemece tarafların boşanmasına Türk Medeni Kanununun 166/3 maddesi uyarınca “anlaşmalı boşanma” olarak karar verilmiş olmasına, bu sebeple davalıya ve davacıya bir kusur yüklenemeyeceğine, mahkemecede bir kusur değerlendirmesi yapılmamasına ve Türk Medeni Kanununun 175/son maddesi gereğince nafaka yükümlüsünün kusurunun aranmayacağından, davalı yararına yoksulluk nafakasına hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zaman aşımına uğrar. (TMK.md.178) Davacının maddi ve manevi tazminat talebi, boşanma kararının kesinleşmesinden sonra Türk Medeni Kanununun 178. maddesi uyarınca talep edilmiştir.
Taraflar davalı kocanın açtığı dava sonucunda Afşin 1. Asliye Hukuk (Aile Mahkemesi Sıfatıyla) Mahkemesinin 19.01.2010 tarihli, 2009/727 esas, 2010/26 karar sayılı 24.03.2010 tarihinde kesinleşen ilamıyla Türk Medeni Kanununun 166/3 maddesi gereğince boşanmışlardır. Davacı boşanma davasının yargılaması sırasında davalı eşinden “maddi ve manevi tazminat, iştirak ve yoksulluk nafakası talebinin bulunmadığını, ancak bu taleplerini ileride dava açmak üzere saklı tuttuğunu” beyan etmiş mahkemecede “davalının iştirak ve yoksulluk nafakası ile tazminat talep haklarının saklı tutulmasına “ karar verilmiştir.
“Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebilir” (TMK. Mad. 174/1). “Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir”(TMK. Mad. 174/2).
Evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden sonra açılan, boşanmanın fer'i niteliğindeki tazminat taleplerinin değerlendirilmesinde esas alınacak kusur; boşanma davasında belirlenen ve boşanma sebebi olarak kabul edilmiş olan kusurdur. Sonradan Türk Medeni Kanununun 178. maddesine göre açılan yoksulluk nafakası ile maddi ve manevi tazminat talepleri için; artık yeni vakıalara dayanılması yeniden kusur dağılım ve derecesinin tespit edilmesi mümkün değildir. Hakim kesinleşen boşanma davasında ki tarafların kusur dağılım ve derecesine bakıp, nafaka ve tazminat taleplerini buna göre karara bağlayacaktır. Boşanmaya ilişkin kararda tarafların kusuruna ilişkin bir değerlendirme yapılmamıştır. Bu durumda, davalıya bir kusur yüklenemez ve kusura ilişkin koşul gerçekleşmediğinden; tazminatlara da karar verilemez (TMK.md.174/1-2). Hal böyleyken, mahkemenin eldeki bu davada topladığı deliller esas alınarak belirlenen, davalının kusurlu davranışları gözönünde bulundurularak davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin kabulüne karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
3-Kabule göre de, manevi tazminat için kararlaştırılan vekalet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10. maddesinin 4. fıkrası gereğince ayrı bir kalem olarak hükmedilmemesi de doğru olmamıştır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, bozma sebebi dikkate alınarak vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere maddi ve manevi tazminata ilişkin bozmada oyçokluğuyla yoksulluk nafakasına ilişkin onamada, gerekçesinde oyçokluğuyla, sonucunda oybirliğiyle karar verildi.12.11.2013(Salı)
KARŞI OY YAZISI
Boşanma davasında, davacı (orada davalı), "bu aşamada davacıdan maddi ve manevi tazminat ve yoksulluk nafakası talebinin bulunmadığını, bu taleplerini ileride dava açmak üzere saklı tuttuğunu" beyan etmiş, tarafların boşamalarına ilişkin kararda da; "davalının yoksulluk nafakası ve tazminat talep haklarının saklı tutulmasına" karar verilmiş, hüküm bu haliyle kesinleşmiştir. Böyle bir durumda, boşanma kararının "tarafların anlaşmalarına" (TMK.m. 166/3) dayanıyor olmasının artık bir önemi bulunmamaktadır. Çünkü, fer'i haklar saklı tutulmuş, boşanma hükmünde de bu hakların saklı olduğu açıkça belirtilmiştir. Kesin hüküm, kural olarak hüküm sonucuna münhasır olup, gerekçenin kesin hüküm etkisi, hüküm sonucu ile sıkı bir bağlılık gösteriyorsa söz konusu edilebilir. Boşanma kararında, taraflar için bağlayıcı olabilecek "belirlenmiş ve boşanma sebebi olarak kabul edilmiş kusura" ilişkin herhangi bir gerekçeye yer verilmemiştir. Bu bakımdan, boşanmadan sonra bağımsız olarak açılan, yoksulluk nafakası ve tazminat isteklerine ilişkin bu davada, tazminatın ve yoksulluk nafakası şartlarının mevcut olup olmadığı incelenebilir ve koşulları varsa, bu talepler hakkında hüküm verilir. Bu sebeple değerli çoğunluğun, "boşanmaya ilişkin kararda tarafların kusuruna ilişkin bir değerlendirme yapılmamıştır, öyleyse, davacı tazminat talep edemez" şeklindeki bir gerekçeye katılma olanağı yoktur. Toplanan delillerle de, Türk Medeni Kanununun 174. maddesinin (1.) fıkrasındaki maddi tazminatın, aynı maddenin (2.) fıkrasındaki manevi tazminatı gerektiren şartlar gerçekleşmiştir. Bu itibarla mahkemece, davacı lehine maddi ve manevi tazminata hükmedilmesinde bir yanlışlık bulunmamaktadır. Davalının, bu yöne ilişkin temyiz itirazları yersiz olup, hükmün bu bölümlerinin onanmasına karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun bu hususlara ilişkin bozma kararına açıklanan sebeplerle; yoksulluk nafakasına ilişkin karar da sonucu bakımından doğru olup, bununla ilgili onama kararma sonucu bakımından katılmakla birlikte gerekçesine katılamıyorum.
KARŞI OY YAZISI
Afşin 1. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesince tarafların Türk Medeni Kanununun 166/3. maddesi uyarınca boşanmalarına karar verilmiş, davacı kadının maddi-manevi tazminat, yoksulluk ve iştirak nafakasına ilişkin talepleri yönünden ise saklı tutulmalarına karar verilmiştir. Anlaşmalı boşanma kararı verilebilmesi için tarafların boşanmanın mali sonuçları hususunda da anlaşmaları gerekir. Bu yönde bir anlaşmanın varlığı söz konusu olmadığı gibi, mahkemece kadının bu yöndeki haklarının saklı tutulmasına karar verildiğine ve hüküm koca tarafından temyiz edilmeksizin kesinleştiğine göre, sonradan açılan eldeki bu davada kusur belirlemesi yapılması ve buna bağlı olarak davacı yararına tazminata ve nafakaya karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Hükmün tazminatlar ile yoksulluk ve iştirak nafakası yönünden onanması, vekalet ücreti yönünden ise bozulması gerektiği görüşündeyim. Bu sebeple sayın çoğunluğun vekalet ücreti dışındaki bozma gerekçesine katılmıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy