MAHKEMESİ :Gaziosmanpaşa 2. Aile Mahkemesi
TARİHİ :14.12.2012
NUMARASI :Esas no:2009/1062 Karar no:2012/1032
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı tarafından tamamı yönünden; davalı banka tarafından ise yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davacı kadının tüm, davalı bankanın aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Türk Medeni Kanununun 194. maddesi, aile konutu üzerinde hak sahibi eşin konutla ilgili tasarruflarının geçerliliğini diğer eşin açık rızasına bağlamış, rızaya ilişkin beyanın şeklini göstermemiştir. Rızanın mutlaka resmi şekilde (tapu memuru veya noterde ) verilmesi gerektiğine ilişkin bir hüküm Yasada yoktur. Kaynak İsviçre öğretisinde rızaya ilişkin beyanın sözlü veya yazılı verilebileceği gibi, işlemin ne olduğu somut olarak belirtilmiş olması şartıyla işlemden önce, işlem sırasında veya işlemden sonra (yapılmış işleme onay verme şeklinde) verilebileceği kabul edilmektedir. Rıza beyanının geçerliliğinin, tasarruf işleminin tabi olduğu şekle bağlanması veya geçerlilik için onay belgesindeki imzanın noterce tasdik edilmiş olmasının aranması Yasada olmayan bir unsuru yasaya dahil etmek anlamına gelir. İpotek tesisine ilişkin işlemden önce tapu kütüğünde konutun "aile konutu" olduğunu gösteren bir şerh mevcut olmadığına göre, işlemi gerçekleştiren tapu sicil memurunun işlemi yapmaya yetkili olan hak sahibinden, eşinin işleme yazılı izninin istemesi de Tapu Sicili Tüzüğüne göre mümkün değildir. İşleme onay verildiğine ilişkin belgenin onay verenin kimliği görülerek resmi memur huzurunda alınması gerektiğine ilişkin de bir düzenleme bulunmamaktadır.
Dosya kapsamına göre, davalı banka, konut üzerinde hak sahibi olan davalı eş kocaya, ipotek tesisine, eşinin onay vermesi gerektiğini bildirmiş, hak sahibi olan koca da eşinin imzasını taşıyan muvafakatnameyi getirip banka yetkilisine vermiştir. Muvafakatnamedeki imzanın davacıya ait olmadığı tespit edilmiş ise de, bu sahteliğin, banka yetkilisi tarafından yapıldığına veya banka yetkilisinin bilgisi dahilinde gerçekleştiğine ilişkin dosyada herhangi bir delil bulunmamaktadır. Davacı bunun böyle olduğuna ilişkin bir delil getirmemiştir. Bu durumda banka iyi niyetlidir. Tapu kütüğünde ipotek tesisi sırasında konutun "aile konutu" olduğuna ilişkin bir şerh de olmadığına göre, Türk Medeni Kanununun 1023. maddesi gereğince bankanın kazanımı korunmalıdır. Durum böyle iken dava konusu taşınmazın cebri icra yoluyla satılması nedeniyle konusuz kalan davada, davalı bankanın davaya sebebiyet verdiğinin kabulüyle yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulması isabetsiz olup, bozmayı gerekirmiştir.
3-İpotek tesisi sırasında muvafakatnamenin davalı koca tarafından banka yetkililerine sunulduğu nazara alındığında, davalı kocanın muvafakatnamedeki imzanın eşine ait olmadığını bilmemesi veya bilebilecek durumda olmamasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı gözetilmeksizin, davalı kocanın iyiniyetli kabulüyle yargılama giderleri ve vekalet ücretinden diğer davalıyla birlikte müteselsilen sorumlu tutulmaması da doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. ve 3. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz ilam harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna 119.00 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, istek halinde temyiz peşin harcının yatıran davalıya geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi.18.11.2013 (Pzt.)
KARŞI OY YAZISI
Davalı banka, diğer davalı eş kocaya ipotek tesisi için, eşinin onay vermesi gerektiğini bildirdiğine göre davaya konu taşınmazın aile konutu olduğunu bildiği tartışmasızdır. Tapu kütüğünde aile konutu şerhinin bulunmaması bu durumu değiştirmez. Bankanın basiretli bir tacir gibi davranarak, davacıdan ipoteğe muvafakati olduğu yönünde rızasını bizzat alması gerekir. Davalı eşin getirdiği muvafakatnamedeki imzanın davacıya ait olmadığı da kanıtlanmıştır. O halde bankanın iyi niyetli olduğundan söz edilemez. Aksini kabul bu tür hukuka aykırı işlemlere onay vermek anlamına gelir. Davalı bankanın basiretli bir tacir gibi davranmadığı, taşınmazın aile konutu olduğunu bildiği sabit olduğuna göre dava açılmasına sebebiyet verdiğinden yargılama giderleri ve vekalet ücretinden diğer davalı ile birlikte sorumlu tutulması gerekir. Belirttiğim sebeple sayın çoğunluğun bozma gerekçesine davalı banka yönünden katılmıyorum.
KARŞI OY YAZISI
Davacının açık rızasının alındığı kanıtlanmadığına göre davacı dava açmakta haklıdır. Bu nedenle yargılama giderlerinden ve vekalet ücretinden davalı bankanın sorumlu tutulmasında bir isabetsizlik bulunmadığı düşüncesindeyim. Yukarıda açıkladığım sebepten dolayı 2 nolu
bozma sebebine katılmıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy