MAHKEMESİ :Bozüyük 1. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
TARİHİ :11.01.2013
NUMARASI :Esas no:2012/168 Karar no:2013/3
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davalı (kadın) tarafından; kusura ilişkin gerekçesi, manevi tazminat, maddi tazminatla ilgili verilen hüküm ve nafakanın artış talebi yönlerinden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Mahkemece "tarafların Türk Medeni Kanununun 166/4. maddesinde yer alan üç yıllık fiili ayrılık süresinde ortak hayatın yeniden kurulmadığı" gerekçesiyle boşanmalarına karar verilmiş, boşanmaya sebep olan fiili ayrılıkta tarafların "eşit kusurlu" oldukları kabul edilmiştir. Oysa, fiili ayrılığı başlatan reddedilen boşanma davasının davacı tarafından açıldığı, davacının 25.02.2009 tarihinde davadan feragat etmesi sebebiyle reddedildiği, bundan sonra davalı tarafından 03.06.2009 tarihinde davacıya karşı nafaka davası açıldığı, "ayrı yaşamakta haklı görülerek" nafaka isteğinin kabul edildiği görülmektedir. Davacının boşanma davasından feragati, sözü edilen davaya kadarki olaylardan dolayı davalının kusurlu kabul edilmesine mani olur. Feragatin hasıl ettiği kesin hüküm etkisi karşısında, artık önceki olaylardan dolayı davalı kusurlu addedilemez. Reddedilen boşanma davasından sonra da davalının herhangi bir kusuru ispatlanamamış, aksine bu dönemde açtığı nafaka davasında davalı haklı bulunmuştur. Bu durumda reddedilen boşanma davasını açarak fiili ayrılığa sebep olan davacı boşanmada tam kusurludur. Davalıya atfedilebilecek bir kusur gerçekleşmemiştir. Hal böyleyken, boşanmaya sebep olan fiili ayrılıkta davalının davacıyla aynı oranda kusurlu kabul edilmesi doğru olmadığı gibi reddedilen davadan önce eşine fiziki şiddet uyguladığı toplanan delillerle sabit olan davacının bu davranışının davalının kişilik değerlerine saldırı oluşturduğu, bu sebeple davalı yararına Türk Medeni Kanununun 174/2. maddesi şartları gerçekleştiği halde, davalı yararına uygun miktarda manevi tazminat takdiri gerekirken, bu isteğin reddi de doğru bulunmamıştır.
2-Davalının maddi tazminat talebi bulunmadığı halde, aleyhine "kesin hüküm" oluşturacak şekilde ret hükmü kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
3-Davalı, lehine hükmedilen yoksulluk nafakasının, gelecek yıllarda ne miktarda ödeneceğinin de karara bağlanmasını istemiştir (TMK md. 176/son). Bu taleple ilgili bir hüküm kurulması gerekirken, bu hususun nazara alınmaması da doğru bulunmamıştır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 09.07.2013 (Salı)
Full & Egal Universal Law Academy