MAHKEMESİ :Turhal Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
TARİHİ :18.12.2012
NUMARASI :Esas no:2012/10 Karar no:2012/643
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı-davalı (koca) tarafından reddedilen davası, kadının kabul edilen davası ve fer'ileri ile ziynet alacağı yönünden temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 13.12.2013 günü temyiz eden davacı-davalı V. A..vekili gelmedi. Karşı taraf davalı-davacı E. A.. vekili Av. F. S.. geldi. Gelenin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davacı-davalı (koca)'nın aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Yapılan yargılama ve toplanan delillerden; davalı-davacı kadın tarafından daha öne 26.04.2010 tarihinde açılan boşanma davasının kocanın boşanmayı gerektirir kusurlu bir davranışının kanıtlanmadığı gerekçesiyle reddine karar verildiği, bu kararın da Yargıtay aşamasından geçerek 11.09.2012 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Tarafların bu red kararından sonra bir araya gelmedikleri ve yeni bir olayın varlığı da taraflarca ispat edilmemiştir. Reddedilen boşanma davasından önce gerçekleşen olaylara dayalı olarak boşanma kararı verilemez. Öyleyse davalı-davacı kadının karşı boşanma davasının da reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
3-Davalı-davacı kadın 6.2.2012 tarihli karşı boşanma davasıyla birlikte ziynet alacağı talebinde bulunmuştur. Kabul edilen ziynetlerin değerinin kazanılmış haklar da gözetilerek davalı-davacı kadının karşı dava tarihine göre belirlenmesi gerekirken, davacı-davalı koca tarafından açılan asıl dava tarihine göre belirlenmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gibi davalı-davacı kadının ziynet bedelleri yönünden 15.000,00 TL. talep etmesine ve yargılama aşamalarında davalı-davacı kadın tarafından bu hususta yapılmış bir ıslah talebinin de bulunmamasına rağmen talep aşılarak (HMK. md. 26) 15.970.00 TL. ziynet bedeline hükmedilmesi de usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. ve 3. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin ise yukarıda l. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 1. ve 2. fıkralarda oybirliğiyle, 3. fıkrada oyçokluğuyla karar verildi.13.12.2013 (Cuma)
KARŞI OY YAZISI
Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden dava konusu olup kabul edilen ziynet eşyalarının tarafların müşterek giderleri için bozdurulduğu ve harcandığı anlaşılmıştır. Evlilik birliği içerisinde müşterek giderler için bozdurulan ziynet eşyalarının davalı-davacı kadının rızası ile bozdurulduğunun kabul edilmesi gerekir.
Türk Medeni Kanununun 186/3. maddesine göre “Eşler birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıkları ile katılırlar.” Türk Medeni Kanunu prensip olarak kadın erkek eşitliğini kabul etmiş bu nedenle de “eşlerin birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıkları ile katılacaklarını” hüküm altına almıştır. Öte yandan “Eşler birlikte yaşamak, birbirine sadık kalmak ve yardımcı olmak zorundadırlar.” (TMK. md. 185/3
Türk Medeni Kanunun “ispat yükü” başlıklı 6. maddesine göre “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” Somut olayda ispat yükünün davacı-davalıda olduğuna ilişkin özel bir düzenleme yoktur. Bu nedenle ispat yüküne ilişkin genel kuraldan ayrılmayı gerektirecek bir sebepte bulunmamaktadır.
Düğünde takılan ziynet eşyaları ve takılar kadına ait olup kişisel eşya niteliğindedir. Ziynet eşyaları nitelik itibariyle rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen nev'i dendir. Bu sebeple nitelikleri itibariyle kadında bulunduğu karine olarak kabul edilir. Olağanın aksini iddia eden ispatla yükümlüdür. Niteliği itibariyle davalı-davacı kadında bulunması gereken ziynet eşyalarının aile içerisinde ihtiyaç duyulması halinde bu eşyaları elinde bulunduran eşin rızası ile bozdurulması olağan olandır. Bu durum Türk Medeni Kanunun 185/3 ve 186/3 maddeleri gereğince davalı-davacı eş için aynı zamanda bir yükümlülüktür. Bu sebeple somut olayda ispat yükü davalı-davacı kadına aittir. Davalı-davacı kadının kendisine ait ziynet eşyalarının rızası dışında ve iade şartıyla elinden alınıp bozdurulduğunu ispat etmesi gerekir. Davalı-davacı da kendisine ait olan ve kural olarak kendisinde bulunması gereken ziynet eşyalarının rızası dışında veya iade şartıyla davacı-davalı tarafından elinden alınıp bozdurulduğunu ispat edememiştir.
Davalı-davacı kadın evlilik birliği içerisinde ailenin ortak giderleri için malvarlığından rızasıyla yaptığı katkıyı geri isteyemez. Davalı-davacı kadının bu katkıyı kendisine ait ziynet eşyalarını bozdurarak yapmış olması sonucu değiştirmez. Türk Medeni Kanununun 186/3. maddesinin somut olayda uygulanmamasını gerektirecek bir hukuki gerekçede yoktur.
Bu sebeple ziynet eşyalarına ilişkin davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi doğru olmayıp temyize konu hükmün ziynet eşyalarına ilişkin bölümü yönünden de bozulması gerektiğini düşündüğüm için sayın çoğunluğun bu bölüme ilişkin görüşüne katılmıyoruz.
Full & Egal Universal Law Academy