MAHKEMESİ :Malatya 1. Aile Mahkemesi
TARİHİ :16.12.2010
NUMARASI :Esas no:2010/446 Karar no:2010/850
Yukarıda tarihi, konusu ve tarafları gösterilen hükmün onanmasına dair Dairemizin 16.04.2012 gün ve 3165-9537 sayılı ilamıyla ilgili karar düzeltme isteminde bulunulmakla evrak okundu, gereği düşünüldü:
Davacı 07.04.1982'de evlilik haricinde doğmuş, Türk Kanunu Medenisinin 290. maddesine göre annesinin kızlık hanesine 08.04.1997 tarihinde tescil edilmiştir. Annesi Fatma “bekar” olarak kayıtlıdır. Davacı; annesinin davalıların mirasbırakanı Mahmut Öğüt ile evlilik dışı ilişkisinden doğduğunu ileri sürerek, babasının (ölü) Mahmut Öğüt olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir. Buna göre dava, ergin çocuk ile baba arasındaki soybağının belirlenmesine (babalığa) ilişkindir (TMK. m.301). Mahkemece, “Türk Medeni Kanunun 303. maddesindeki hak düşürücü sürelerin geçtiği”gerekçesiyle dava reddedilmiştir.
Çocuğun dava açma süresine ilişkin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 303. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Çocuğa doğumdan sonra kayyım atanmışsa, çocuk hakkında bir yıllık süre atamanın kayyıma tebliği tarihinde; hiç kayyım atanmamışsa çocuğun ergin olduğu tarihte işlemeye başlar...” cümlesi Anayasa Mahkemesinin 27.10.2011 tarihli ve 201/71 esas 2011/143 karar sayılı kararıyla Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmiş, iptal kararı 07.02.2012 tarihli 28197 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmış, kararda yer alan “bir yıllık” erteleme süresinin sona ermesiyle iptal kararı 07.02.2013 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Yine aynı Kanunun 303. maddesinin 4.fıkrasında yer alan “Bir yıllık süre geçtikten sonra gecikmeyi haklı kılan sebepler varsa sebebin ortadan kalkmasından başlayarak bir ay içinde dava açılabilir...” cümlesi çocuk yönünden Anayasa Mahkemesinin 15.03.2012 tarih 2011/116 esas 2012/39 karar sayılı kararı ile iptal edilmiş iptal kararı 21.07.2013 tarihinde yürürlüğe girmiştir. İptal hükmünün yürürlüğe girmesiyle davanın reddinin dayandırıldığı 303. maddenin ikinci ve dördüncü fıkrası artık yürürlükten kalkmıştır. (6216 s. Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hk. Kanun md. 66/3) Böyle bir durumda iptal kararlarının yürürlüğe girmesinin ertelendiği süre içinde iptal hükmünün ortaya çıkardığı hukuki boşluk Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından yeni bir yasal düzenleme ile doldurulmadığına göre; artık mahkemece, iptal kararlarından sonraki yeni durum dikkate alınarak bir karar verilmesi gerekecektir. Bu bakımdan davanın “hak düşürücü süre geçtiği” gerekçesiyle reddi, Anayasa Mahkeme iptal kararlarının yürürlüğe girmesiyle hukuki dayanağını yitirmiştir. O halde, çocuk tarafından açılan babalık davasını, iptale konu belirtilen kanun hükmü dışında hak düşürücü süreye tabi tutan başka bir yasal hüküm de bulunmadığına göre; bu husus nazara alınarak mahkemece işin esası incelenmesi ve hasıl olacak neticesine göre bir karar verilmesi gerekir. Bu itibarla davacının karar düzeltme talebi yerinde olduğundan, karar düzeltme talebinin kabulüne, Dairemizin onama kararının kaldırılmasına (HUMK md. 440) hükmün yukarıda gösterilen sebeple bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir. SONUÇ:Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun 440/1-4. maddesi gereğince davacının karar düzeltme talebinin yukarıda gösterilen sebeple KABULÜNE, Dairemizin 16.04.2012 tarihli 2011/3165 esas 2012/9537 karar sayılı onama kararının KALDIRILMASINA, yerel mahkeme kararının yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, istek halinde karar düzeltme harcının yatırana geri verilmesine oybirliğiyle karar verildi. 24.09.2013 (Salı)
Full & Egal Universal Law Academy