MAHKEMESİ :Kartal 2. Aile Mahkemesi
TARİHİ :19.10.2012
NUMARASI :Esas no:2010/1581 Karar no:2012/1602
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı, aile konutu olan taşınmazın, davalı eşi Turgay tarafından diğer davalı şirket lehine ipotek tesis edildiği iddiasıyla, Türk Medeni Kanununun 194. maddesi gereğince, ipoteğin kaldırılmasını istemiştir. Davalı şirket, iyiniyetli olduğunu savunmuştur. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Oysa, dava konusu edilen ipotek işleminin tesisi tarihinde, aile konutu olduğu iddia edilen taşınmaz, tapu kaydında ve ipotek senedinde arsa vasfında göründüğü gibi, taşınmazın imar suretiyle, edinme tarihi 11.08.2009 olduğu halde, ipotek işlemi bu tarihten önce, 23.08.2007 ve 31.01.2008 tarihlerinde tesis edilmiş ve davalılardan T. da, ipotek senedinde ikametgah adresini dava konusu taşınmazdan farklı bir adres olarak bildirmiştir. Ayrıca nüfus müdürlüğünün cevabi yazısından da anlaşılacağı üzere, davalı koca, 10.03.2007 tarihli nüfus sayımında, dava konusu taşınmazdan farklı bir adreste sayılmış; karı-kocanın yerleşim yeri adresi, davacı kadın tarafından, eldeki davanın açılmasından çok kısa bir süre önce, 24.11.2010 tarihinde dava konusu edilen taşınmazın adresi olarak değiştirilmiştir. Ayrıca, ipotek tesisine ilişkin işlemden önce tapu kütüğünde "aile konutu" olduğuna ilişkin bir şerh bulunmadığına göre, davalı şirketin ipoteğe ilişkin kazanımı iyiniyetli olması halinde korunur (TMK md.1023). Kanunun iyiniyete hukuki bir sonuç bağladığı durumlarda, asıl olan iyiniyetin varlığıdır. İyiniyetin varlığı asıl olduğuna göre ipoteğe ilişkin kazanımın kötüniyetli olduğunu kanıtlama yükümlülüğü bunu iddia edene düşer. (TMK md.6) O halde, dava konusu taşınmazın ipotek işleminin tesisi tarihinde aile konutu olduğu kanıtlanamadığı gibi, davacı, davalı şirketin kötüniyetli olduğunu gösteren bir delil getirememiştir. Bu hususlar nazara alınmadan davanın reddi yerine yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi. 20.11.2013 (Çrş.)
KARŞI OY YAZISI
Malik olmayan eşin açık rızası alınmadan yapılan işlem kesin hükümsüz olup davacı eşin açık rızasının bulunduğu kanıtlanmadığından davanın kabulünün doğru olduğu düşüncesindeyiz.
Full & Egal Universal Law Academy