MAHKEMESİ :Konya 4 .Aile Mahkemesi
TARİHİ :18.10.2013
NUMARASI :Esas no:2011/1037 Karar no:2012/994
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, ipoteğin kaldırılması yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı, aile konutu olan taşınmazın,davalı eşi tarafından diğer davalı şirket lehine ipotek tesis edildiğini, Türk Medeni Kanununun 194. maddesi gereğince ipoteğin kaldırılmasını ve tapu kütüğüne aile konutu şerhi konulmasını istemiştir. Davalı şirket iyiniyetli olduğunu savunmuştur. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. İpotek tesisine ilişkin işlemden önce tapu kütüğünde "aile konutu" olduğuna ilişkin bir şerh bulunmadığına göre davalı şirketin ipoteğe ilişkin kazanımı iyiniyetli olması halinde korunur.(TMK.md.l023) Kanunun iyiniyete hukuki bir sonuç bağladığı durumlarda, asıl olan iyiniyetin varlığıdır. İyiniyetin varlığı asıl olduğuna göre ipoteğe ilişkin kazanımın kötüniyetli olduğunu kanıtlama yükümlülüğü bunu iddia edene düşer. (TMK.md.6) Davacı, davalı şirketin kötüniyetli olduğunu gösteren bir delil getirememiştir. Bu durum nazara alınmadan davanın reddi yerine yazılı gerekçe ile kabulüne verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi.25.09.2013(Çrş.)
KARŞI OY YAZISI
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle, kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle, aile konutu üzerinde lehine ipotek tesis edilen davalı şirket, tacir olup, yasal olarak, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli hareket etmekle yükümlü olmasına (TTK. m. 20/2), bu yükümlülüğün, alacağına teminat olarak gösterilen taşınmazın hukuki ve fiili durumunu bilmeyi de gerektirmesine, bu özeni göstermeyenin, iyiniyet iddiasında bulunamayacağına (TMK. m. 3/2), vakıa ve karinelerden iyiniyet iddiasında bulunamayacak durumu belirmiş olanın, kötüniyetinin diğer tarafa ispat ettirilmesine lüzum bulunmadığına (14.2.1951 tarihli ve 17/1 sayılı İçt. Bir. Kr.) göre, davalı şirketin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün onanmasına karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle, sayın çoğunluğun bozma görüşüne katılmıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy