MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ :Boşanma
Yukarıda tarihi, konusu ve tarafları gösterilen hükmün; onanmasına dair Dairemizin 18.03.2013 gün ve 21271-7288 sayılı ilamıyla ilgili karar düzeltme isteminde bulunulmakla, evrak okundu, gereği düşünüldü;
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 1.10.2011 tarihinde yürürlüğe girmiş ise de, bu Kanuna 6217 sayılı Kanunla ilave edilen geçici 3. maddenin (1.) bendinde, Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun kanun yollarına ilişkin hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı hükme bağlandığından, karar düzeltme talebinin incelenmesi gerekmiştir.
Temyiz ilamında yer alan açıklamalara göre Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 440. maddesinde sayılan sebeplerden hiçbirisine uygun olmayan karar düzeltme isteğinin REDDİNE, aynı Kanunun 442/3. maddesi gereğince; bu maddede gösterilen para cezasının miktarı 5252 sayılı Kanunun 4. maddesiyle artırıldığından ve aynı yasanın 7. maddesiyle; ceza, idari para cezasına dönüştürüldüğünden, 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 17. maddesinin 7. fıkrasıyla da idari para cezaları her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yıl uygulanan miktarın, o yıl için belirlenmiş olan yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanacağı öngörülmüş olmakla, bu suretle hesaplanan 219.00 TL. idari para cezasının ve Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 50.45 TL. ilam harcının karar düzeltme talep edene yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna, oyçokluğuyla karar verildi. 03.06.2013 (Pzt)
KARŞI OY YAZISI
Diğerini ortak konutu terk etmeye zorlayan eş terk etmiş sayılır. Türk Medeni Kanununun 164. maddesi hükmüne göre sadece terk edilen eş boşanma davası açabilir.
KARŞI OY YAZISI
Davacı koca, ... 5. Aile Mahkemesine başvurarak; davalı eşinin 28.05.2005 tarihinde müşterek konutu terk ettiğini ve ortak konuta dönmediğini belirterek, davalıya eve dönmesi, aksi taktirde boşanma davası açılacağı konusunda ihtar kararı verilmesini istemiştir. Mahkemece24.03.2010 gün ve 2010-39-38 D.İş sayılı ihtar kararı verilmiş ve bu karar
davalı kadına 01.04.2010 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davacı 09.06.2010 tarihinde terk (TMK. md. 164) hukuki sebebine dayalı olarak temyize konu bu davayı açmıştır.
Mahkemece “davalının evi terk etmekte haklı olmakla birlikte, terk tarihinden sonra geçen süre içerisinde taraflar arasında davalının eve dönmemesini gerektirecek bir olay yaşanmadığı ve davacının evlilik birliğini sürdürme yönündeki iradesini ortaya koyarak ihtar gönderdiği halde davalının haklı bir sebep ileri sürmeden eve dönmediği” gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davalının temyizi üzerine onanan karara karşı davalı karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
Davalının,davacıya karşı açtığı tedbir nafakası (TMK. md.197) davası “davalının, davacıyı aralarında çıkan tartışma sonucu darp ettiği ve karakolda davacı eşine alın götürün, ya da beni otele yerleştirin, ben bununla yaşayamam dediği ve davacıyı kovduğu daha sonrada arayıp sormadığı” gerekçesiyle ... 3. Aile Mahkemesinin 2005/537 esas ve 2006/664 karar sayılı kararıyla kabul edilerek kesinleşmiştir.
Sayın çoğunluk, davalının ihtar üzerine müşterek eve dönmediğini ve dönmemekte haklı olduğunu ispat edemediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olduğunu kabul etmiştir.
4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 164. maddesine göre;
“Eşlerden biri, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla diğerini terk ettiği veya haklı bir sebep olmadan ortak konuta dönmediği takdirde ayrılık, en az altı ay sürmüş ve bu durum devam etmekte ve istem üzerine hâkim tarafından yapılan ihtar sonuçsuz kalmış ise; terk edilen eş, boşanma davası açabilir. Diğerini ortak konutu terk etmeye zorlayan veya haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılır. (TMK.md.164)
Yukarıya aynen metni alınan 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 164. maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi ile yeni getirilen düzenleme ile artık, eşini terke zorlayan veya ortak konuta dönmesini engelleyen eş de, terk etmiş sayılmaktadır.
Mahkemenin de kabulünde olduğu gibi davacı koca, davalı eşini müşterek evden kovmuştur. Bu olgu ile yukarıda açıklanan “diğerini ortak konutu terk etmeye zorlayan veya haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılır.”şeklindeki yasal düzenleme birlikte ele alındığında davacı kocanın gerçekte iddia ettiği gibi “terk edilen” değil, “terk eden” eş olduğunun kabulü gerekir.
Yargıtay Hukuk genel Kurulunun 04.11.2009 gün ve 2009/2-4 esas, 2009/484 karar sayılı ilamında da açıklandığı gibi terke dayalı boşanma davasında dava açma hakkı, kanunun açık deyimiyle sadece “terk edilen eşe” ait bulunduğundan, diğer eşi ortak konutu terke zorlayan veya ortak konuta dönmesini engelleyen eş “terk eden eş” konumunda olmakla, terk nedeniyle boşanma davası açma hakkı bulunmamaktadır. Bu sebeple terk eden eşin, terk hukuki sebebine dayanarak boşanma davası açması mümkün değildir.
Yukarıda açıklanan sebeplerle karar düzeltme talebinin kabulü ile onama kararının kaldırılmasını ve kararın bozulması gerektiğini düşündüğüm için sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.
...
Full & Egal Universal Law Academy