MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma
Taraflar arasındaki dava ve karşı davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, taraflarca temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Davacı (karşı davalı) tarafından gösterilen tanıklardan ikisi dinlenmiş, diğerleri dinlenmemiştir. Mahkeme, gerekçe olarak “dinlenen tanık beyanlarının davanın esasının aydınlatılmasına yeterli bulunduğunu” göstermiştir. Kuşkusuz, mahkeme gösterilen tanıklardan bir kısmının tanıklığı ile ispat edilmek istenen husus hakkında yeter derecede bilgi edinmiş ise, geri kalanların dinlenmemesine karar verebilir. (HMK. m. 241) Bunun için, dinlenen tanık beyanları ile yeterli derecede sonuç alınmış olmalıdır. Mahkemece, “evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı, bu sonuca ulaşılmasında tarafların her ikisinin de eşit kusurlu oldukları” kabul edilmiştir. Davacı (karşı davalı), tamamen diğer tarafın kusurlu olduğunu, tam kusurlu olan tarafın da dava açma hakkı bulunmadığını ileri sürerek diğer tarafın açtığı davaya karşı çıktığına göre, davacı (karşı davalı) bakımından dava, yeterince aydınlatılmamış demektir. Tanık gösteren taraf, gösterdiği tanıklardan hangilerinin hangi vakıalar için dinlenecekleri yönünde bir açıklamada bulunmadığına ve mahkemece de, gösterilen delillerle ilgili olarak somutlaştırma yükü (HMK. m. 194/1) çerçevesinde delil gösteren taraftan, bu yönde bir açıklama istenmemiş olduğuna göre, tanıkların, davada dayanılan vakıaların tamamı için gösterildiği kabul edilmelidir, Öyleyse, davacı (karşı davalı)nın, bir vazgeçmesi bulunmadığına göre, dinlenmeyen tanıkları, Hukuk Muhakameleri Kanununun 243'ncü ve devamı maddeleri uyarınca davet edilip, aynı Kanunun 254. ve devamı maddelerinde gösterilen usul çerçevesinde dinlenmeli, tüm deliller birlikte değerlendirilerek, sonucuna göre karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeden eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.
2-Davacı (karşı davalı), dava dilekçesinde, boşanma talebiyle birlikte; düğünde takılan ziynet eşyalarının tamamının, düğünden sonra davalının annesi tarafından alındığını, bir daha da kendisine verilmediğini ileri sürerek, mümkünse aynen iadesini, değilse bedellerinin tahsiline karar verilmesini de istemiştir. Mahkemece, bu talep hakkında “usulüne uygun harcı yatırılarak açılmış bir dava bulunmadığı” gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Davacı, aynı davalıya karşı olan, birbirinden bağımsız birden fazla asli talebini aynı dava dilekçesinde ileri sürebilir. (HMK. m. 110/1) Dava açılırken yatırılan başvurma harcı da, dava dilekçesindeki biri diğerinin fer'isi niteliğinde olmayan asli taleplerin tamamını kapsar. Davacı (karşı davalı)nın, ziynetlere ilişkin talebi, değer üzerinden nispi harca tabidir. Nispi harca tabi davalarda, dava değeri üzerinde hesaplanan nispi karar ve ilam harcının dörtte birinin de peşin ödenmesi zorunludur. (Harçlar K. m. 28/2-a) O halde, ziynetlerin değeri üzerinden nispi peşin harç noksanlığını davacı (karşı davalı) vekili, takip eden celseye kadar tamamlayabilir. Noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça da, bu talep bakımından davaya devam olunmaz.
Hukuk Muhakemeleri Kanununun 150’nci maddesi gösterilen süre içinde dosyanın muameleye konulması noksan harcın ödenmesine bağlıdır. (Harçlar K, m. 30) Bu yasal düzenleme gereğince bir işlem yapılmadan ziynetlerle ilgili talep hakkında yazılı şekilde karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, (1.) bentteki bozma sebebine göre, dava ve karşı boşanma davası ile, boşanmaya bağlı fer'i talepler hakkında yeniden hüküm kurulması gerekeceğinden, tarafların bu yönlere ilişkin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 23.06.2015 (Salı)
Full & Egal Universal Law Academy