MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Koruma Kararının Kaldırılması
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı kurum tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, yerinde bulunmayan temyiz isteğinin reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi.15.06.2015(Pzt.)
KARŞI OY YAZISI
Mahkemece, " davacının reşit oluncaya kadar sosyal hizmet kuruluşlarında kaldığının ve korunduğunun tespitine" karar verilmiş, kararı davalı kurum temyiz etmiştir.
Tespit davası, 2828 sayılı Kanuna 3413 sayılı Kanunla ilave edilen Ek 1. maddeye dayanılarak Bakanlar Kurulunca çıkartılan 2.3.1995 tarihli ve 22218 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak, yayımı tarihinde yürürlüğe konulan "Korunmaya Muhtaç Çocukların İşe Yerleştirilmelerine İlişkin Tüzük" hükümlerine dayanmaktadır. Bu Tüzük, reşit oluncaya kadar sosyal hizmet kuruluşlarında korunma altına kalmış bulunanlara, kurum vasıtasıyla kamu kurum ve kuruluşlarına iş başvurusunda bulunma imkanı ve dolayısıyla kamuda istihdam olanağı sağlamaktadır. Davacı, hakkındaki koruma kararının reşit olmadan önce, kurumun başvurusu üzerine 1988 yılında kaldırılmış olması sebebiyle bu olanaktan yararlanamadığı için, on sekiz yaşını tamamlayıncaya kadar kurumda koruma altında kaldığının tespiti istemektedir. Buna göre, dava hukuki ilişkinin tespitine ilişkindir ve davacının tespit davası açmakta hukuksal yararının bulunduğunda duraksama yoktur. Sorun, böyle bir tespit davasında, görevli mahkemenin; asliye hukuk mu yoksa aile mahkemesi mi? olduğundadır.
4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 4. maddesi gereğince; aile mahkemeleri, aile hukukundan doğan (TMK. m. 118-395) dava ve işlerde görevlidir. Dava, koruma tedbiri alınmasına veya alınmış olan bir tedbirin kaldırılmasına ya da değiştirilmesine ilişkin olmayıp, hukuki ilişkinin tespitine ilişkindir. Davacı da "çocuk" değil yetişkindir. Bu tespit talebinin, aile mahkemelerinin görevine girdiğine ilişkin bir düzenleme, ne 4721 sayılı Kanunda, ne de 2828 sayılı Kanunda bulunmamaktadır. Mahkemelerin görevi kanunla belirlenir (HMK. m. 1). Yorum yoluyla görevli mahkeme tayin edilemez. Davacının, tespitini istediği hukuki ilişkinin "çocukluk" dönemine ilişkin olması, davada aile mahkemesini görevli hale getirmez. Hukuk Muhakemeleri Kanununun göreve ilişkin genel kuralları (m. 1-4), aksine bir düzenleme bulunmadıkça tespit davaları için de geçerlidir. Buna göre, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir (HMK. m. 2/1). Yukarıda sözü edilen 3413 sayılı Kanunla getirilen istihdam olanağı, geçmişte sosyal hizmet kuruluşlarında reşit oluncaya kadar kalmış olanlara tanındığına göre, davacının tespit talebinin şahıs varlığı haklarına ilişkin olduğu açıktır. Öyleyse, davada Hukuk Muhakemeleri Kanununun 2. maddesi gereğince asliye hukuk mahkemesi görevlidir. Bu bakımdan görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, işin esasının incelenmesi doğru bulunmamıştır.
Bin an için aile mahkemelerinin görevli olduğu kabul edilse bile; davacının 3413 sayılı Kanunla 2828 sayılı Kanuna ilave edilen Ek 1. madde ve bu Kanuna dayanılarak çıkartılan "Korunmaya Muhtaç Çocukların İşe Yerleştirilmelerine İlişkin Tüzük" hükümlerinden yararlandırılmaması yönündeki idari işlemin iptali için, idari yargı yerinde açtığı iptal davası, ... 3. İdare Mahkemesince 27.3.2012 tarihli 2012/76-775 sayılı kararla reddedilmiştir. İdare Mahkemesi, red kararına, "davacının reşit olana kadar Devlet koruması altında bulunmadığını" gerekçe yapmıştır. İdare mahkemesinin bu gerekçesi ortadan kaldırılmadıkça, adli yargı yerinde buna aykırı tespit kararı verilemez. Bu sebeple yerel mahkeme kararı esas bakımından da hatalıdır, bozulması gerekir. Açıklanan sebeplerle sayın çoğunluğun onama kararına katılmak mümkün olmamıştır.15.06.2015
Full & Egal Universal Law Academy